Ahmet

Ahmet
@Ahme__t
Sayın anneyi yitirirken
Puan vermedi
Tekrar tekrar okuduğum bu eser hakkında bir incelemenin rahatsızlığı içerisinde kaldığımı söylemekte fayda var. Kitap çok iyi mi? Değil… Yazarın annesine dair birikimlerinin ve felsefesinin yönetimi hakkındaki düşüncelerini okuyoruz. Bazen tekrarlayan bazen de aynı düşünceyi farklı sözcüklerle yine aynı şekilde anlamaya çalıştığımız bir anlatım mevcut. Benim buradaki inceleme ve sürekli okumam yazarlarla kurduğum empati veya ortaklık bildirgesi olabilir. Kitaba “sayın anne öldü” şeklinde başlıyoruz. “Sayın anne” bile beni o kadar derinden etkiliyor ki… Gerçekçiliğin buhranında kalmış bir kimsenin annesinin ölümünden sonra bile hayata karşı ciddiyete kalması çok derin bir meseledir. Annesinin yıllarca istediği ciddiyeti, o öldükten sonra da sergilemeye çalışan birinin yazılarına tanıklık ediyoruz. “Caraco’nun ilk özgürlüğü” dediğim annesinin ölümü, yazarın ailesine olan bağından kaynaklanıyor. Bağlardan kurtulmak isteyen herkesin, bağdan kurtarana(ölüm) bir minnettarlığı olur. Annesi, onun yaşamla bir bağıydı ve diğer bağı olan babasını da kaybettiğinde, kendini yaşamdan kurtaracaktır. Bazı incelemeleri okuduğumda istenilen mesajı cinsiyetçilik diye algılanmasını hafif bir buruklukla karşıladım. Bir erkek için en ulaşılmaz bağ bir kadının olgusu olabilmektedir. Annesi yıllarca kadınları açıklayarak onlardaki bilinmezliğin yitirilmesine, sıradanlaşmalarına yol açıyor. Bu sayede Caraco da bir bağı elde etmeden kurtulmuş oluyor. Olağan felsefesinde büyük bir önem taşıyan “bağsızlık” için annesine şükürlerde bulunmasını anlıyorum böylelikle. Annesi ölmüştür ama ölerek yeniden yaşamanın yolunu bulmuştur Caraco’yla. Bildiğimiz Caraco bu yaşamsal bağdan dolayı saydırırdı.. Lakin buradan okuduklarımızla annesine olan saygı ve sevgisinden dolayı bundan memnun olduğunu ve
1000Kitap
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008750 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yerçekiminden Weil’e
Puan vermedi·207 syf.··
2023 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2023 00:38
Weil’in kısa kısa notlarından oluşan bu kitap, arkadaşının düzenlemesiyle kendini bir bütün olarak bize sunmuştur. Parça parça notlardan oluşması okumayı etkilese bile, notların altındaki derinlik kendisine hayran bırakıyor. İsa’nın “Tanrım, beni neden bıraktın?” sözleri üzerinden çok güzel bir tanrı-insan ilişkisinin kurulduğunu söyleyebilirim. Weil’e göre “insanın içindeki “ben” tanrının yansımasıdır” ve “(ben) varsa tanrı yoktur” der. Tanrıya ulaşmak için ben’den vazgeçmeli ve “ben’in istediği her arzu yitirilmelidir” der. Ben’ini tanrıdan alan insan ancak ben’i tekrar tanrıya vererek görevini yerine getirir. Tanrı “insanın içindeki benini sever” der. Böylelikle tanrının bize olan sevgisinin alt nedeni yine kendisini sevmesidir, diye yorumlar. Arzuyu bir nevi insanın yer çekimi olan etkileşimden benzeten weil onun açıklamasını da varlığın farkında olmaklık diye şekillendirir. “Yer çekimi insanın varlığının ispatıdır. İnsan var olmak için değil, var olanı teslim etmek için yaşıyor. O halde yer çekimi arzudur ve bizi görevimizden uzaklaştırır” der. Bir parça da denge konusuna gelmek istiyorum. Weil’e göre denge çok önemli bir husustur. “Dengeyi sağlamak için gerekirse kötülük bile yapılmalıdır. Çünkü dengenin bozulması en büyük kötülüklerin oluşmasına olanak sağlayacaktır.” Yıllarca bir görüşe ait olmadan bütün görüşleri sırf denge için destekleyen bu adam, oldukça alçakgönüllü ve bildiğini çekinmeden söyleyen biri. Daha uzatmak istemediğimden birkaç konuyu görmezden gelmek zorunda kaldım. Müthiş derinliklerin bulunduğu, camus un yüzyılımızın en iyi düşünürlerinden dediği weil, kısa notlara rağmen bilgisini hissettirmiştir. Okunmasını tavsiye ederim, başta sıksa bile devamında iyi bir birikim alınacaktır.
1000Kitap
Yerçekimi ve İnayetSimone Weil · Doğu Batı Yayınları · 2019149 okunma
Petersburg
Puan vermedi·256 syf.··
2023 2. kitabı
Kitabın ilgi çekici yanı Dostoyevski’den esinlenen kurgusal bir yaşayışı anlatması.Yazar, Dostoyevski’yi ve kendisini birleştirerek, zorlayıcı bazen de hiç olmayan olayları kurgulayarak kitabı önümüze sermiş. Tabi zorlayıcı kısımları da bulunuyor. Bu kısımlar, bildiğimiz Dostoyevski’nin gerçek hayatı, kitapları ve dönemin Rusyasına hakim olmakla kendini açıklayan bölümler. Kitaba giriş amacım Neçeyav hakkında bilgilenmekti. Lakin hem Dostoyevski hem de Neçeyav hakkında yüzeysel anlatımlara karşılaştım. Kitaba gelecek olursak… Dostoyevski’nin ölen oğlu hakkında, çoğunlukla baba-oğul konuşmalarını gördüğümüz derinlikli bir anlatım mevcut. Kitaba göre Pavel’in ölümü çelişkilidir. Pavel kuleden düşerek ölmüştür.( Gerçek hayatta böyle bir durum yok. Pavel in ölümü hastalıktandır. Coetzee nin oğlu 11. kattan düşerek ölmüştür.) Anarşist hücrelerde(ecinniler) ya da umursamaz polislerle( suç ve ceza), sebep arayan bir babanın, ağıtlarını görürüz. Sebep peşinde koşarken, gerçek yüzler ortaya çıkıyor. Ölümün peşine düşen kahramanın tuttuğu yas oğlunun yası mı? Kendisinin yası mı? diye soruyor okuyucu. Dostoyevski’nin karanlık tarafını gördüğümüz; cinselliği, korkaklığını, umursamazlığını, bencilliğini, belki de dönemin sansür yasalarından anlatamadığı şeyleri, Yazar anlatmaya çalışmış. Dem vurduğu başka bir düşünce de başta bahsettiğimi baba-oğul düşüncesi. Dostoyevski hayatı boyunca babasından yakınmıştır. Hatta babasının ölümünü istedi diye yoğun bir acıyla karşı karşıya kalmıştır. Baba-oğul ilişkilerinde iyi olmayan bir oğulun, kendi oğluna yaptıklarını görme şansı da edindiğimiz. “İnsan sınandığı sınavın, hazırlayını olamaz” dediğimiz. Kurgu bir roman:) Kitap benim gibi Dostoyevski severler için fazla kurgusal kalıyor. Yazarın aktarmak istediği düşünceyi sevdim.
1000Kitap
Petersburg'lu UstaJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2020178 okunma
Kirilov felsefesi ve Üst intihar
Puan vermedi·904 syf.··
2023 3. kitabı
Kirilov karakterinin intihar olgusunu anlatmakta fayda var. “ Mantıksal İntihar “:D “Tartışma götürmez davacı ve dinleyici, yargıç ve sanık niteliğimle beni böylesine düşüncesiz bir umursamazlıkla acı çekmek üzere dünyaya getiren bu doğayı suçluyorum, kendimle birlikte yok olmaya mahkûm ediyorum.” Bu düşünce tamamiyle günümüz intihar olgusunun sebebi. Peki“ Mantıksal intiharı “ bundan ayıran nedir? “Üstün intihar olgusu”olacaktır cevabımız. Üstün intihar olgusu duygusal alemde incinen kimsenin, incindiği duygu-durumdan feragat etmesidir. Feragat ettiği halde intihar etmek istiyorsa kişi varlığın bilincine varmış, varlık dediği şeyin yok olmakla anlamlandıracağını sezmiştir. Varlık olgusu olağan bir sorun taşımakla birlikte, yaratıcının verdiği en ağır yüktür. Bu yükü de kaldıracak olan sadece yaratıcıdır. Kirilov bu düşünceleri belirginleştirdikten sonra tanrının olmadığını saptamış ama olması gerektiğinin de altını çizmiştir. Günlük dertlerinden arınmış, tanrı olma yolunda tanrıyı yok sayarak intihar düşüncesini benimsemiştir. Ona göre insan özgür değil özgür olan tanrıdır. Bu yüzden” özgürlüğümü kesinlemek zorundayım” der. Dünyasal özgürlüğünü ölümsüz tanrıya veren insan, kendini öldürerek kesinleşmiş özgürlüğüne yürür.
Felsefe-Düşünce
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma