Halisunasyon

Halisunasyon
@Ahmet3553
‘’Evlerin içi oda oda üzüntü Evlerin dışı pencere,duvar’’
51 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Kitap yarım bırakma alışkanlığım yoktur. Bir kitabı sevmediysem neden sevmediğimi söylemek için sonuna kadar okurum. Ve şimdi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu kadar satan bir kitap için tam bir hayal kırıklığı. Her aklına geleni yazmak kitap yazmak değildir. Öyle olsa hepimiz yazar olurduk. Yazar olmak düşünmeyi gerektirir ve ne yazık ki Ahmet Batman hiç düşünmeden yazmış. Birçok yerde kadınları geçmişiyle değerlendirmek gerektiğinden bahsediyor. Bu düşünceyle yazılmış bir kitap benim hayatıma ne katabilir ki? Eğer bu kitap size bir şeyler kattıysa hayata bakışınız ciddi anlamda eksik demektir. Zaten bu yüzdendir ki kitabın hitap ettiği kesim ilkokul lise düzeyinde kalmış. Hep aynı konular aşk kahve kadınlar. Ne var bu kahvede bu kadar konuşulacak? Acaba soğuk kahve güzel isim bu tutar deyip sonradan mı kahveden olur olmaz yerlerde bahsetmeye başladı? Argo kendini ifade edememektir. Argo kelimelerle kendini ifade etmeye çalışan bir yazar düşünülemez. Argo samimiyet değildir bu mudur size samimi gelen? Misal ordaki sansür yıldız değil vs bir çok cümle var aklıma bu geldi. Kıyaslanamaz tabi ki ama bir kürk mantolu madonnadaki aşkın anlatımına bakın bi de soğuk kahveye. Eğer bir kitap size aşkı anlatsın hayatınıza bir şey katsın istiyorsanız kürk mantolu madonnayı okuyun. Emin olun her cümlesinde hayatınıza bir şey katacaksınız. Soğuk kahveyi okurken ise hayatımdan birkaç saat eksildi diye üzüleceksiniz. Soğuk kahve=birbiri ardına dizilmiş hiçbir anlamı olmayan sosyal medya sözleri. Hiç edebi değer deneme filan kullanmayacağım yorumumda çünkü soğuk kahve benim için birkaç karalama kağıt. Kitabın güzel yanları da var tabi. Mesela kısa kısa yazması kitabı bitirmeyi kolaylaştırmış. Bazen mesela çok çalışmış 2 sayfa yazmış oralar sıkıcı. Hatta sondaki cümleleri okuyun
Soğuk KahveAhmet Batman · Destek Yayınları · 201315,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Yıllar evvel çocuk yaşta Aydan Şener'in, romandan uyarlanmış dizisi ile tanışmıştım. Diziyi Tv'de ablam izlerken bende ara ara göz ucuyla izliyordum Şimdi internetten bakiyorum da epi topu 8 bölüm olan bu mini dizi o zaman gözüme ne kadar uzun görünmüş.. o yaşta izlediğimde Kâmuran Beyefendiden nefret ettiğimi hayal meyal hatırlıyorum..Belki de o yüzden bir türlü okumak nasip olmadı; şimdi kitabı okuyunca; aslında o kadar da fena adam değilmiş diyorum.. Reşat Nuri, romanda güçlü bir kadın portresi çizmiş ki bu kadın o dönemin savaş, yokluk ve sefalet içinde erkek egemen bir dünya da kendi ayakları üzerinde durmuş bir kadın. O dönemin toplum normlarına karşı çıkarak aldatılmayı kadınların kaderi olarak görmemiş, bunu sineye çekmemiş. Anadolu'nun bitap kasaba ve köylerinde bir başına yaşam mücadelesi verirken çevresindekilere de ışık olmuş.. Feride itiraf yazısında, Kâmran, biz herşeye rağmen seninle mutlu olabilirdik diyor; fakat Feride o kadar gururlu ve fedakâr ki hayatının aşkıyla mutlu olmak yerine, kalbini yaralı bir askere ya da ihtiyar doktora vermeye rıza gösteriyor. Bu kitap Türk Edebiyatında bir baş yapıt, okurken insanı farklı duygu ve hislere götürüyor, herkese birşeyler katacağına eminim. Benim gibi okumakta geç kalanların okuması lazım..
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılap Yayınları · 1999123,2bin okunma
Puan vermedi
Kitap ilk başlarda çok sürükleyici gelmedi, biter mi acaba diye düşünmeye başlamıştım ki aman Allahım o da ne demekten kendimi alamadım. Kitabı okumak isteyenler buradan sonrasını okumasınlar. İlk sorgulama katilimiz Raskolnikov’un barda içki içerken düşük dereceli bir memur olan Marmeladov’ la tanışmasıyla sürükleyici bir hal aldı. Bir baba “yoksulluğun doğuştan gelen duyguların soyluluğu koruduğunu ama dilencilik yapmanın öncelikle kişinin kendini aşağıladığını söylüyor”, bu iki kurguyu çok güzel ayrıştırabilen Marmeladow aynı zamanda kızının fahişelik yapmasını kabulleniyor, yetmiyor bir de ondan kazanılan parayı aile temellerini hiçe sayarak bar köşelerinde şuursuzca tüketebiliyor. Öykümüzde alt tabaka kendilerini diğer kişilerden o kadar çok aşağı görmekte ki üst tabakanın ayrıştırma için fazla bir çaba sarfetmesine gerek kalmıyor. Katile ne demeli? Evet eski hukuk öğrencimizin içinde bulunduğu durum, kendi kalıbına sığmayan ama hayat şartları yüzünden kabuğunu kıramayan bir kahraman. Para için giriştiği bir cinayette çaldığı hiçbirşeyi kullanamayan bir katil ve iki cinayet. Katil kendi mahkemesini kurar, kendi suçlularını yaratır ve cezasını kendi verir. Katilin başka birinin canına kastetme mazereti ; Evet kızkardeşi de dahil hiç kimseye faydası olmayan ve hatta insanların zor durumlarından faydalanan ve bundan hiç rahatsız olmayan kalbi kötü bir kadının yaşamaya hakkı yok.. İlk celse tamam. Diğer sorgulamalarıma geçiyorum; Raskolnikov’u ansızın bir cinayet tasarlama havasına sokan şey neydi ? Bu fikir neden onda insanlardan uzak durmaya ve kaçmaya çalışırken, birden topluma girme dürtüsü uyandırmıştı ? Soru şu hastalık mı suçu doğuruyor, yoksa suçun kendisi mi bir şekilde kendisine has doğası nedeniyle hastalığa eşlik ediyordu? Bu yakın zamanda platforma fikir
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Kitap Zamanı Yayınları · 2007194bin okunma
Puan vermedi
Arthur Schopenhauer bu kitabında insanın , çok fazla hayallere kapılmadan, hayatın kötümser durumunu farkedip kabullenerek/onu içselleştirerek/duyumsayarak bu fikirle/düşle/düşünüşle nasıl daha tutarlı ve sakin-dingin bir hayat yaşayabileceğimizi anlatıyor. Hayatta en mutsuz edici şey edinilmiş karakter olup başkasının fikirleriyle düşünmenin/hareket etmenin başkasının elbiseleriyle hayata devam etmekten daha kötü olduğunu, bundan kurtulmak gerektiğini anlamak lazım mutlu bir hayat için. Kendi olma mutluluğa götürür. Okunacak bir kitap.
Mutlu Olma SanatıBertrand Russell · Say Yayınları · 20135,1bin okunma
Puan vermedi
Özlediğimden değil de zamanı geldiği içindi bir kere daha okumak istemem...ve hızlı hızlı atlayarak okudum, çünkü okumasam da ne olduğunu artık hatırlıyorum, hatırlamamak elde değil, 33 senedir okuyorum her sene, ve her sene, her okumada, kitabın sonunda, yine ağlıyorum. Şu anda hastayım, daha doğrusu hastalanıyorum; ancak bu beni yazmaktan alıkoymuyor, yani ateşimin artması, vücudumun dinlenmek istemesi beni engellemiyor; Şeker Portakalı, çünkü, benim çok aşina olduğum, ve bir anlamda, beraber büyüdüğüm bir edebiyat mekânı gibi. İnternette senelerce Vasconcelos'un tek bir resmini bulmak için uğraşmıştım. Üniversitede İngilizce basımlarında dahi kitabın yazarının bir resmini bulmak mümkün olmamıştı. Facebook'a 2007 yılında katıldığımda, çok uzun süre Vasconcelos'u bulmaya çalıştım. Hatta bana yardımcı olmak isteyen bir iki yabancı da oldu, ama sonuç hep olumsuzdu. Eğer yanılmıyorsam, Can yayınlarının Şeker Portakalı'nın yeni basımlarından birine, kimbilir beş mi on mu yıl kadar önce, on olamaz ama, mutlaka beş civarı olmalı, işte o basıma koydukları resim ise hepimizi etkilemişti, zaten Facebook'ta ilk gördüğüm resim de oydu, yakışıklı bir genç adam, bize siyah beyaz fotoğraftan bakıyor, ve güzel yüzü senelerce yüzünü görmeden onun çocukluk dünyasında kaybolup giden benim gibi nice insanda sevgi hissi uyandırıyordu; çünkü Zezé O'ydu, yani O, 24 yaşında intihar eden Godoia'nın kardeşi ve bahçelerde elini tutarak dolaşan genç yaşında ölmeyi seçen Kral Luis'in abisiydi , Portuga ile Kralice Charlotte'un önünde eğilerek ona hürmetlerini sunan ve sırtı yediği dayaktan yara bere içinde kalmış, içine şeytan kaçmış bizim Zezé'mizdi, ama ilginçtir ki bu fotoğrafın gerçek olmadığı ortaya çıktı, aynı isimde bir başkası, bir Meksikalı devrimcinin resmiydi bu, ve gerçek Zezé'nin
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275bin okunma
Reklam