Bengi bir Karaman'dı ama aynı zamanda da Osmanlı Bey'inin bizzat yeğeniydi. Düşman olamazdı,bir hanedan mensubunun kanı çok değerliydi. Dost da olamazdı, Alaaddin Ali'nin oğluydu.
Belki ne için diye sorgulayabiliriz? Hükümdarlar düştü babalardan payımıza. Şanssızız cici prenses. Onlar bize gelene kadar çok başka kişilere önem verir. Ülkeleri, vezirleri, başka kralların oğulları, bir kaşının yayı güzel diye soysuz cariyeleri... hepsini çocuklarından daha çok severler. Biz babalarımız ne derse yaparız. Savaşırız, ölürüz, satılırız ve bür gün tahta geçmek için kardeşlerimizi keseriz. Mesele biz değiliz. Mesele hiçbir zaman biz olmadık.
Vahşi hayvanlar ölüleri çekiştiriyor, karga sürüleri ziyafet çekiyordu. Timur’un ünlü kuleleri de bu ölüm tarlasının üzerinde yükseliyordu. Kellelerden kulelerdi bunlar.
Yeniçeri olmak ayrıcalıktı. Onlardan başka bir iş yapması beklenmiyordu. Her ay maaş alıyor, her mevsim yeni kıyafetler ediniyorlardı. Bunlara ek olarak her savaşta bahşiş ve giderleri içinde ek harçlık alıyorlardı. İşleri savaştı. Savaşla zenginleşiyorlardı