İnsanın niyeti, hemen hemen sürekli değişen makam derecelerine ulaşma arzusuyla bulandırılır.
En soylu niyet, Kant'ın öğrettiği gibi, en saf olanı, yani "keyfi hareket"in tüm hedeflerinden arındırılmış olanıdır.
Ve niyetlerin en safı, bütün keyfî amaçlar kaldırıldıktan ve uzaklaştırıldıktan sonra ulaşılan İslâm’dır.
..bizce bilinen her dil, biraz daha kadim bir dilin bayağılaşmış bir şekilidir ve zamanda ne kadar geriye gidersek, dil de daha güçlü bir biçimde etkileyici hâle gelir. Ayrıca daha girift bir hâl alır; öyle ki bilinen en eski diller hatta bizzat tarihten bile hayli eski olanlar, yapıları itibarıyla en lâtif ve teferruatlıları olup konuşan kişide sonraki dillerin herhangi birinin talep ettiğinden daha büyük bir temerküz ve zihin berraklığını icap ettirirler...