İslâm’ın Özü
İnsanın karşılaştığı her türlü etki ve durumu anlamlandırma yeteneğine sahiptir. Şuurun güçlenmesi için anlamlandırdığı kavramları her zaman değişim/dönüşüm halinde tutar. Kabiliyetlerini keşfeder ve geliştirir. Tüm bu süreci kapsayan inanın merkezi haline gelen iyi/kötü değerler vardır. İslâm’ı benimseyen bir birey içinde “Tevhid” kavramı vardır. İslâm'ın en önemli değeridir.
Tevhid, “Allah'tan başka ilah yoktur” ifadesine inanmak ve tanıklık etmektir. Tevhid, genel bir geçerlilik, hakikat, dünya, zaman ve mekân, insan tarihi ve kader görüşüdür.
Yafa'lı İsmail Râci el-Farukî, “Tevhid" kitabında Müslüman ile Allah arasındaki bağın şehadet ile İslâm inancın ikrarıyla temellendirir. Müslümana ait her yerde, bütün hareket ve düşüncelerinde Allah’ın merkezi konumu olmalıdır. Benimseme ve kabul etme bir bütün halde bir ömrü tamamlamalıdır. Dini tecrübenin özünde Allah vardır, yaşayışta Tevhid olmalıdır. Farukî, İslam’ın Allah’ın birliği fikrini ve mutlak aşkınlığı üzerinde üç ilahi dinin karşılaştırması yapar. İslâm'ın Allah ile baba, aracı, kurtarıcı, oğul gibi kelimeleri asla kullanmadıklarını belirtir. Başka bir deyişle; insanların yaşamı için zorunlu ve yol gösterici olan tek Allah vardır.
Bilgi İlkesi
Farukî, bilginin kaynağını ilkesini sorgular. Tevhid boyutunda bilginin ilkesi, Allah'ın gerçek (El-Hakk) ve Tek olduğu şüphe götüremez olmasıdır. Her türlü tartışmanın ve şüphenin O'na havale edildiğini; hiçbir iddianın, sınama ve kesin yargılamanın dışında olmadığını gösterir. Bu görüşün farklı bir boyutu da “İman” ile kavramak, Farukî’ye göre şöyledir: bilginin ilkesine ihtimal, tahmin ve belirsizlik şüphesinden mutlak şekilde bağımsız olarak “inanmaktır”. İman bir davranış, bir karar, doğruluğu bilinmeyen bir şeyi kabul etme veya ona güvenme