4. Emir veya hangi semavi din de kaçıncı emir bilemem ama her kültürde Ve çoğu dinde olan bir şey....
Yıllardır kendime sorduğum bir soru vardı. "Tanrı neden benim taklit yapmamı istiyor?" Söylediği şeyi yapamıyorum yapmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Ama bu sefer cezalandırılacağımı söyleniyor. O zaman "Muş" gibi yapacağım. Tanrı yalan söylememin mi istiyor? Bence bu tanrının emri değil. Burada çok dini tartışmalara girmeden kitaba dönecek olursam.
Cem Mumcu'nun da kapakta söylediği gibi;
"Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız"
Yıllardır yaşadığım bize/bana yaşatılan şey buydu. Oysa bu sıkışmışlığın içinde özgürce gerçek anlamda sevebilmek için bir mücadele varmış. Bu kitap bazı duygulardan korkmamamız özgürce yaşamamız gerektiğini bize öğretiyor, öğretmeye çalışıyor. Geleneksel ahlakın ve dini baskının (Duygu dayatma) bizim yapımızada ve biyolojimizede ters olduğunu, birçok hastalıkların altında yatan sebebin bastırılmış duygular 'muş' gibi yapmalar ve bedenimizle inatlaşmlar olduğunu çok güzel ve çok şaşıracağınız örneklerle anlatıyor. (Astımdan muzdarip bir kişinin bazı şeyler yüzleştikten sonra astımın geçmesi ve bir çok örnek....)
Bir ahlak sistemi veya bir din size ahlaklı davranışı önerebilir, dayatabilir ama size asla bir 'DUYGUYU' dayatamaz. O kadar haklı ki bilinç dışımızda birçok kültürde ve Türkiye'de bunun sıkıntısını çok iyi bir şekilde çekiyoruz. Okumaya başladığınız zaman bazı bölümleri itiraz edeceksiniz çünkü geleneksel ahlak ve din size böyle düşünmenizi emretmiyor. Ama bu kitap birini severseniz gerçekten 'özgürce sevmeyi' öğretmeye çalışıyor. Sevmiyorsanız da kimse size bunu zorlayamaz, kimse duyguları için yargılanamaz....
'Gercekten sevmeyi' 'Özgürce sevmeyi' geçtim bu bizim toplumumuzun ve gelecek nesillerin sağlıklı kalması için