Ahmet tosun

Ahmet tosun
@Ahmettsn
Yanmaz Kefen 299 TeLe
2/10
·206 syf.··
2023 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 02:46
Öncelikle Pıerre Franckh abimizi biraz araştırdım. Keşke bunu kitabı okumadan önce yapsaydım. Bulduğum kadarıyla kendisi ne bir kuantum fiziği ne de bir psikoloji alanında ihtisas sahibi... Yanlışım varsa affola... Kitabı arkadaşımda görüp, sorup önerisi üzerine okudum. Hayatta hep başımıza gelen 'ulan aklımdan geçmişti karşıma çıktı' dediğimiz şeylerin bilimsel altyapılarını merak etmiştim. Kitabın başlığından da anlaşılacağı gibi bunun titreşimlerle bir alakası olup olmadığını merak ettim ve heyecanlandım. Kitabın 1. bölümünde bilimsel temelli açıklama çalışması tam bir rezaletti! Birçok örnek veriyor bilim adamlarının bunun karşısında şaşkınlığa uğradığını söylüyor. Ne bir dipnot ne bir makaleye atıf var. ( 2 tane makaleye atıf var. O kadar bilimsel örnek vermesine rağmen) Bu fikre karşı çıkan bilim adamlarının iki satırlık görüşleri yok. Paralel evren teorisini evirip çevirip zorlayıp bir şeyler yapmaya çalışmış ama onun da deneysel bir tarafı yok. s. 179 da ki deneyde(!) 'Bilimsel olarak açıklanmasa da görmezden gelinemezdi.' cümlesi kitabın bilimsizliğini göstergesi. Örnek verdiği sözde deneylerin çoğunu HeartMath Enstitüsü 90 94 yılları arasında yapmış. İnternetten ufak bir araştırma yaptım da bu enstitü artık ürün satmaya başlamış. Anladığım kadarıyla da birçok paralı konferans veriyorlar. Türkiye'deki 'yanmaz kefen' hikayesi. Okuyucu mektupları ayrı bir garabet... O mektuplarda yazan şeylerin olumsuzlarını milyonlarca yaşayan insan vardır. Olumlu yaşayan insanları seçmek bunu bilimsel yapmaz. Özellikle bir bölümde mahkeme hikayesi vardı. 8 yıllık süren bir mücadelenin sonunda mahkemeyi kazanışını anlatıyordu. Ne hikmetse son duruşmada yazarımızın kitabı eline geçmiş ve mahkemeye giderken olumlama yapmış ve 40 dakikada sonuçlanmış, kazanmış! Ya bacım sen
Düşünce
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dördüncü Emir......(seveceksin ulannnnn)
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2022 00:00
4. Emir veya hangi semavi din de kaçıncı emir bilemem ama her kültürde Ve çoğu dinde olan bir şey.... Yıllardır kendime sorduğum bir soru vardı. "Tanrı neden benim taklit yapmamı istiyor?" Söylediği şeyi yapamıyorum yapmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Ama bu sefer cezalandırılacağımı söyleniyor. O zaman "Muş" gibi yapacağım. Tanrı yalan söylememin mi istiyor? Bence bu tanrının emri değil. Burada çok dini tartışmalara girmeden kitaba dönecek olursam. Cem Mumcu'nun da kapakta söylediği gibi; "Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız" Yıllardır yaşadığım bize/bana yaşatılan şey buydu. Oysa bu sıkışmışlığın içinde özgürce gerçek anlamda sevebilmek için bir mücadele varmış. Bu kitap bazı duygulardan korkmamamız özgürce yaşamamız gerektiğini bize öğretiyor, öğretmeye çalışıyor. Geleneksel ahlakın ve dini baskının (Duygu dayatma) bizim yapımızada ve biyolojimizede ters olduğunu, birçok hastalıkların altında yatan sebebin bastırılmış duygular 'muş' gibi yapmalar ve bedenimizle inatlaşmlar olduğunu çok güzel ve çok şaşıracağınız örneklerle anlatıyor. (Astımdan muzdarip bir kişinin bazı şeyler yüzleştikten sonra astımın geçmesi ve bir çok örnek....) Bir ahlak sistemi veya bir din size ahlaklı davranışı önerebilir, dayatabilir ama size asla bir 'DUYGUYU' dayatamaz. O kadar haklı ki bilinç dışımızda birçok kültürde ve Türkiye'de bunun sıkıntısını çok iyi bir şekilde çekiyoruz. Okumaya başladığınız zaman bazı bölümleri itiraz edeceksiniz çünkü geleneksel ahlak ve din size böyle düşünmenizi emretmiyor. Ama bu kitap birini severseniz gerçekten 'özgürce sevmeyi' öğretmeye çalışıyor. Sevmiyorsanız da kimse size bunu zorlayamaz, kimse duyguları için yargılanamaz.... 'Gercekten sevmeyi' 'Özgürce sevmeyi' geçtim bu bizim toplumumuzun ve gelecek nesillerin sağlıklı kalması için
Psikoloji
Beden Asla Yalan SöylemezAlice Miller · Okuyan Us Yayınları · 20194,210 okunma
Bayrağı taşıma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2022 00:00
Kitabın ilk 70 sayfasından o kadar etkilendim ki ve kendimden o kadar çok şey gördüm ki bir an önce koşup babama sorular sormaya başladım. Onun anne ve baba yaşantılarını çözüp araştırmaya koyuldu. Bambaşka kültürde yetişmiş insanlar olarak, 4 kuşak bu kadar ortak paydamız ın olması beni çok şaşırttı.Bunu 4 kuşakla ele alması ve sadece bağımlı ve Narsist özellikleriyle her iki cinsiyette de örnekler vererek anlatması beni çok etkiledi. Şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabın sonlarına da söylediği gibi bunu kendimiz için değilse bile çocuklarımız için yapmalıyız çünkü bu bayrağı taşımaktan vazgeçmeliyiz. Peki bu bayrağı nasıl taşımayacağız? Bunun birinci aşaması farkındalık. İşte bu kitabın sağladığı şey size bu. Farkındalıktan sonra sizi zorlu bir süreç bekliyor bazı şeylerden kopmak yalnızlığa alışmak daha güçlü çıkıp daha sağlıklı ilişkiler kurmak. Daha sağlıklı ilişkiler daha sağlıklı ailelere daha sağlıklı aileler daha sağlıklı çocuklara ve toplumun düzelmesine sebep olan bir güzel kelebek etkisi yaratacaktır. Birçok kişi gerçeklerle yüzleşmekten korkuyor. Şu anda mutlu olduklarını sanıyorlar bu saatte bir mutluluk Bu size biçilen bir kaftan ve başkasının kaftanı altında mutlu olamazsınız. Kısa süreli bir acılı süreçten sonra gerçek huzurlu bir mutluluğa erişilecektir. Bu hem sizin hem de toplum için değecek bir Zorlu süreç ve kazançlarımıza baktığımız zaman hiç de uzun bir süreç değil karlı çıkacağımız bir süreç.
Psikoloji
İlişki Bağımlılığı ve Narsist TuzağıRoss Rosenberg · Sola Unitas · 202162 okunma
Manipülasyona mı Geldik acaba?
6/10
·182 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2022 00:00
Öncelikle ilişki içinde bazı davranışları anlamlandırma adına, bazı ufak manipülasyona gelmemek için (ki önemsemediğiniz, görmezden geldiğiniz Bu ufak manipülasyonlar birikip bir bakmışsınız bütün kişiliğiniz, öz saygınız bitmiş elinizden alınmış bir halde bulabilirsiniz kendiniz.) Öncesinden bazı şeyleri tespit edebilmek adına okunması gereken bir kitap. Lakin biraz eleştirirsem: Narsist manipülatif sapkınların çoğunun erkek ve (kurban) manipülasyana maruz kalanların kadın olduğunu. Bu yüzden verilen örnek ve klinik görüşmelerin çoğunun (hemen hemen hepsinin) bu yönde olduğunu, kitabın 2. Bölümünün kadınlara yönelik olduğunu, 1. Bölümde söylemesine rağmen. İlerleyen bölümlerde Manipülatif Sapkın Narsist bir bireyin genel özelliklerinden bahsederken bile "Narsist Erkek" diye cümleye başlaması beni biraz rahatsız etti. Kitabın başlığında "Narsist bir partner ile yüzleşmek" yazması bunun bir kadın veya erkekte olabileceğini gösterirken, kitap genel anlamda Narsist sapkın (erkek) , Bağımlı Kurban (kadın) şeklinde ilerliyor. Genel vakalar böyle, çoğunluk böyle olabilir Ama aksi bir ilişki içinde olanlar da var. Bunun üzerinde durulmaması kötü olmuş, en azından psikolog görüşmelerinin anlatımından sonra genel yorum yaparken cinsiyet belirtilmemesi daha güzel olurdu. Ayrıca hiç bir narsistin klinik görüşmesinden bahsedilmemesi narsist kişilerin bu davranışlarının altında yatan Çocukluk travmaları üzerinde fazla durulmaması sadece (kurban) bağımlı kadınların hikayelerinin anlatılması, sanki Narsistik bozukluğu olan kişilerin çok bilinçli, hiçbir travnası olmayan düzelmez kişiler olarak göstermiş ve onların da aslında bir aile kurbanı olduğunu ıskalamamıza neden olmuş. Yani Empati yapamıyoruz kitapta bu insanlarla. Ayrıca büyük bir aşk hikayesinden cıkmış bir kadının Aşk
Psikoloji
İkili İlişkilerde Duygusal ManipülasyonPascal Couderc · İletişim Yayıncılık · 20212,213 okunma
Huxley yanılmış
8/10
·266 syf.··
2021 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2021 23:50
Yazarın ön sözünde kendini eleştirmesi cok huşuma gitti. Ama bir kuşkuda düştü içime 'acaba' dedim. 1932 de yazılmış olmasını aklımın bir kenarında tutmakla beraber Teknik konulara takılmadan 1932 senesinin Freud'cu yaklaşımlarla (koşullama) insanları nasıl bir ütopyada yaşadıklarını. Kaderlerinin baştan yazılı olması. Bunun farkında olmadan mutlu bir yaşam sürmeleri. Ahlak, aile, utanç gibi kavramlarıda sorguladım. O ütopyada bana tuhaf gelen şeyler vardı ama benim hayatım ve değerlerim de onlara tuhaf ve komik geliyordu. Vahşinin ve diğer karekterin hayatlarını sorgulamaları ve arayışlarını zevkle okudun. Kitapta anlatılan kontrolcü, zihinsel toplumsal sınıflar, kaderleri belli toplumsal sınıflar(günümüz için DNA ile zeka, yaş, boy, CRISPR deneyleri önr.) yaratılan dünya bence hala güncelliğini koruyor. Yapılıyor, yapılmaya çalışılıyor ve ya yapılabilir (olsa daha mı iyi olur bilemiyeceğim) bir dünya. Sonlara doğru Vahşinin denetciyle konuşmasında 'mutsuz olma hakkımı İSTİYORUM' demesi beni baya etkiledi. Bu hakı istemek, bu hakkımızın olması belkide bizi gercek anlamada mutlu olduğumuzdan emin kılıyordu. Başıda sonuda tatlı başladı tatlı, sorgulayıcı, şaşırtıcı bitti. Teşekürler Huxley yanılmışın yamanacak bir yer yok bu kitapta. :) bence :-)
Roman
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma