"Yalnız kendi tecrübelerini yazmaya kalkan romancı çabuk tükenir;başkalarının kafaları ve kalpleri içinde yaşayamayan romancı belki dünyaya bir tek şaheser verebilir;fakat ondan sonra yazdıkları birer kopya , birer tekrardan ibaret kalır .:
"Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz."
Bazı kitapları beğeneceğimizi daha giriş paragrafını okurken anlarız ya Beyaz Gemi onlardan biri. Cengiz Aytmatov'dan ilk kitabım. Isık Göl'ün yakınında şehre uzak bir tepede onu hiç sevmeyen insanlarla ve tek sığınağı olan dedesiyle yaşayan bir çocuğun hikâyesi. Çocuk diyorum çünkü adı hiç geçmiyor. Zaten gerek de yok. Onunla ilgili her şeyi biliyoruz. En çok da tükenmez bir umutla balık-insan olup Beyaz Gemi'ye gideceği günü beklediğini. Karakterler hayatın içinden. Mümin ve çocuğa ne kadar üzüldüysem, Orozkul, nine ve diğerlerine o kadar sinir oldum. Kitabı okumadan çok önce kitapla ilgili bir yorum okumuştum. Karakterlerin isimlerinin bile bir amaçla seçildiğini, Aytmatov'un sembollerle SSCB'ye gönderme yaptığı yazılmıştı. Dönemin şartları bilindiğinde pek çok başka mana da çıkarılacaktır kitaptan. Onlar olmaksızın da çok şey anlatıyor hikâye bize. Maral Ana efsanesi mesela. İnsanoğlunun nasıl olduğunu ve hiç değişmeyeceğini anlatıyor. Ayrıca yazarın her kitabında böyle mitolojik ögeler olacaksa daha da çok seveceğim demektir. Kitabın sonunda yazarın notu var. Okurların kitabın sonuyla ilgili itirazlarını cevaplamış. Bence bu hikâye olması gerektiği gibi bitti. Aksi çok ütopik, çok zorlama olurdu. Kitabı okurken kendimi bazen pastoral betimlemelere hayran olurken, bazen Mümin'i savunurken, bazen Orozkul'a ve adi düzene sayarken buldum. Uzun zamandır bu kadar yaşayarak okuduğum hazin bir hikâye olmamıştı. Beğeneceğimi hissetmiştim ama incecik bir kitabın bu kadar etkileyici olacağını bende tahmin edememiştim. Tavsiyem hakkında bir şey bilmeden, arka kapağı bile okumadan başlayın kitaba. Uzun zamandır
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
Bu seriden önce Grisha üçlemesinin okunması öneriliyor ama ben okumadım, yakın zamanda da planlamıyorum. Nedensizce hiç merak etmediğim bir seri. Ayrıca olumsuz çok yorum gördüm. Dizisi çıktığında merak edersem okurum diye düşünüyorum. Kargalar Meclisi Grisha serisinin devamı değil diye biliyorum ama aynı evrende geçiyorlar. Kitap tek başına evren hakkında yeterli bilgi veriyor bence. Oldukça heyecanlı bir fantastik roman. Beğenmeyeni de görmedim. İsminin çekiciliğinden dolayı merak ettiğim bir kitaptı.
Tehlikeli dünyalarında hayatta kalmak için kimseye güvenmeyen altı genç kabul ettikleri zorlu görevi başarmak, vaad edilen ödülü almak ve en önemlisi hayatta kalmaya devam etmek için bu sefer birbirlerine güvenmek zorundadırlar.
Her bölümü başka bir karakterin ağzından okuyoruz. Her kitapta sevdiğim bir teknik değildir ama bu kitap da sevdim. Keza karakterleri de ve onların geçmişini okumayı da. Kaz, Inej, Nina ve Matthias favorilerim. Son ikisine en başta sinir olmuştum ama geçmişlerinin anlatıldığı bölümde ısındım. Kitabın büyük kısmı için gelişme bölümü diyebiliriz. Esas olaydan ziyade olayın hazırlığını görüyoruz. Ayrıca kitaptaki karanlık ve tehlikeli atmosferi beğendim. Bu şekilde bir evren oluşturmak başka kitaplarda da deneniyor ama bu en başarılılarından biri bence. Çoğu fantastik eser biraz toz pembe oluyor. Lafın kısası sağlam kurgu, sevilesi karakterler. Hatta Kaz ve Inej o kadar mantıklı, olgun karakterler ki yaşlarını öğrenince şok oluyor insan. Ee böyle kitap karakterlerine de zor rastlanıyor bu devirde. Fantastik, macera, gençlik türlerinin karışımı bir kitap arıyorsanız işte o bu, tavsiyemdir :)