Yorma kendini..

Çok filmler seyrettim, kitaplar okudum. En utandığım şey şiirlerimdi. Korktuğu başına gelirmiş insanın. Sana gelene kadar epey didindim hayatta. Bilseydim başlangıcın sende olduğunu, daha çabuk geçerdim günlük acılardan, daha az takıntılarım olurdu. Belki güvenebilirdim insanlara. Yorulup düştüğüm her yeri ezberledim. Tekrar düşmemek için. Ama! ... Hep yeni tümsekler buldum ve bulduğum her cevaptan iki soru arttı bana.
Reklam
Birden gülümseyen yüzün Sabahların aynasında Ve beni çıldırtan hüzün İki bakış arasında.
Evvela dişlerimiz döküldü Sonra saçlarımız Arkasından birer birer arkadaşlarımız Şu canım dünyanın orta yerinde Yalnız başına yapayalnız
Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır. İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı. Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtaralım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar B. R. Eyüpoğlu
Ne tuhaf şey insanın kokularıyla büyümesi... Büyüdükçe elimizden alınan özgürlüğümüz gibi. Kurallar, toplum, aile, çevre kültür karmaşası kafesine kapatılmış gibiyiz. İçimizdeki çocuğu öldürerek büyütüyorlar bizi. Acıya alıştırarak, kaybetmeyi öğreterek, hep savaş halinde bir yanımız. Kıskançlıkların yorduğu ruhumuz. Yaşayıp öldüm diyememek acı... Yaşamadım ve öldüm. Bu iki kelime olan hayatıma bakıyorum. Kendimle savaşamıyorum bile.
Reklam