Freud'a göre, yalnızca erkek tam anlamıyla insandır. Kadın sakattır, iğdiş edilmiş erkektir. Bu kaderinden dolayı, hep acı çeker ve ancak, sonunda bir çocuk doğurmak ve koca tarafından kabul edilmekle "iğdiş edilme kompleksinin" üstesinden gelip mutlu olabilir. Fakat başka açılardan da aşağı seviyede kalır; örneğin, çok daha narsistir (özsever) ve erkeğe göre vicdanı tarafından daha az yönlendirilir. İnsan ırkının yarısının, yalnızca bir diğer yarısının sakat basımı olduğu görüşüne dayanan bu tuhaf kuram, kadının arzularının yalnızca doğurmak ve çocuk yetiştirmek ve de erkeğe hizmet etmek ile yönlendirildiğini söyleyen Victoria dönemi düşüncelerini takip ediyordu. Freud, "libido erkeksidir," diye yazdığında, bu düşüncesine çok daha açıklık getirmiştir. Victoria dönemine ait kadının kendi cinselliği olmadığı inancı, erkeğin kadın üzerindeki doğal üstünlüğüyle ilgili aşırı ataerkil bir varsayımın dışavurumuydu. Ataerkil ideolojide erkek, kadına göre çok daha sorumlu, gerçekçi ve mantıklıdır, bu yüzden de erkek doğa tarafından kadının önderi ve kılavuzu olarak yönlendirilmiştir. Başka konularda derinden hayranlık duyduğu bir düşünür olan J. S. Mill tarafından dile getirilen kadınlar için toplumsal ve siyasal eşitlik talebine Freud'un gösterdiği tepki, yukarıdaki bakış açısını ne denli paylaştığını gösterir. Mill, Freud'a göre, burada olsa olsa "çıldırmıştır;" Freud için sevgili gelininin, kendisini erkeğinin korumasına bırakmak yerine, piyasada ona rakip olması gerektiğini düşlemek olacak şey değildir.