Ayşegül

"Geri dönmek içimden gelmedi,bende savaştan sonra on yıl uzaklarda kaldım,ancak kalış sürem uzadıkça Maycomb'u da gittikçe daha çok özledim.Öyle bir noktaya gelmiştim ki,ya dönecektim ya da ölecektim.İnsan memleketini yüreğinden asla söküp atamıyor."
Sayfa 131·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Jean Louise düşünebilseydi,o günkü olayları zaman kadar eski,durup durup yinelenen bir öykü olarak değerlendirip,belki de olacakları önleyebilirdi:Onu ilgilendiren bölüm iki yüzyıl önce başlamış,modern tarihin en kanlı savaşının ve en insafsız barışının yok edemediği,gururlu bir toplumda sahnelenmişti;şimdiyse başa sarıyor,hiçbir savaşın ve hiçbir barışın kurtaramayacağı bir uygarlığın alacakaranlığında,dışa kapalı bir arazide yeniden sahnelenmek üzere geri dönüyordu. Öngörüsü olsaydı,fazlasıyla seçici,yalıtılmış dünyasının bariyerlerini delebilseydi,ömrü boyunca onda bir kusur bulunduğunu,kendisinin de en yakınlarının da fark edemediği,ihmal ettiği bir göz bozukluğu olduğunu keşfedebilirdi:Jean Louise doğuştan renk körüydü."
Sayfa 106·Kitabı okudu
"Jean Louise ayakta tek başına durmuyordu,onu arkadan destekleyen bir şey vardı:Hayattaki en etkin,en güçlü manevi destek;babasının sevgisi.Bunu hiç sorgulamadı,üzerine hiç kafa yormadı,önemli bir karar almadan önce,bilinçaltından gayri ihtiyari "Atticus olsa ne yapardı?" sorusunun geçtiğini bile fark etmedi;ayaklarını yere sağlam basmasını,dimdik durmasını her seferinde sağlayanın babası olduğunu,kişiliğinde düzgün ve yüksek not almaya değer ne varsa,oraya babası tarafından konulduğunu hiç ayrımsamadı;babasına taptığını hiç bilmedi."
Sayfa 103·Kitabı okudu
"Jem on altı yaşına basınca onu terk etti.Saçlarını ıslatıp geriye yapıştırmaya,kızlarla buluşmaya başladı,artık Jean Louise'in tek arkadaşı Atticus idi.Sonra Doktor Finch kasabaya döndü. Yaşlanmaya yüz tutmuş bu iki erkek onun en yalnız ve en çetin saatlerini atlatmasına,höykürüp duran bir erkek Fatma'dan genç bir kadına dönüştüğü o uğursuz araftan geçmesine yardım ettiler.Atticus onun elindeki havalı tüfeği aldı,yerine bir golf sopası tutuşturdu;Doktor Finch onu eğitti,ona kendisinin en çok ilgi duyduğu şeyleri öğretti.Kız da rolünü oynadı,dünyaya istediğini verdi:İyi ailelerin ergen kızları için uygun görülen davranış kurallarına uydu;giysilere,oğlanlara,saç modellerine,dedikoduya ve kadınsı emellere karşı yarım buçuk bir ilgi geliştirdi;ama onu sevdiğinden emin olduğu insanlardan,onların sağladığı güvenlik çemberinden uzakta olduğu her an huzursuzluk hissetti. Atticus onu Georgia'daki bir kız kolejine yolladı;okul bitince de yer değiştirmenin,ilerlemenin tam zamanı olduğunu söyleyip neden New York'a ya da başka bir yere gitmediğini sordu.Jean Louise içten içe kırılmış,kendi evinden dışlandığı duygusuna kapılmıştı,ama yıllar geçtikçe Atticus'un bilgeliğinin gerçek değerini anladı;babası yaşlanıyordu ve kızının kendi başının çaresine bakabildiğini bilerek,kafası rahat ölmek istiyordu."
Sayfa 102·Kitabı okudu
"Jean Louise annesini hiç tanımamış,anne nedir bilmemişti,ama bir anne ihtiyacını çok ender duyardı.Çocukluğunda babası onu hiç yanlış anlamamış,bir kez olsun haksız yere suçlamamıştı;tek istisna,on bir yaşındayken birgün eve yemeğe gelip de kanının aktığını gördüğü gündü. Öleceğini sanmış,çığlık atmaya başlamıştı.Calpurnia,Atticus ve Jem koşarak gelmişler,vaziyeti gören erkekler çaresiz gözlerle Calpurnia'ya bakmışlar,o da idareyi ele almıştı. Jean Louise bir kız olduğunu hiçbir zaman tam anlamıyla kavrayamamıştı:Yaşamı pervasız,yumruklu dövüşlü bir hareketlilikten ibaretti;güreşmek,futbol oynamak,tırmanmak,Jem'e ayak uydurmak ve fiziksel cesaret gerektiren her mücadelede akranlarını alt etmek. Calpurnia'yı dinleyecek kadar sakinleşince,ona gaddarca bir eşek şakası yapıldığına inandı;artık kadınsı bir dünyaya,nefret ettiği,kavrayamadığı gibi kendini savunamadığı,onu istemeyen bir aleme adım atmak zorundaydı."
Sayfa 101·Kitabı okudu