Korku bizim paylaşılan sevgisizliğimizdir, bireysel ve kolektif cehennemimizdir. O, bize içten ve dıştan baskı yapan, sevginin anlamsızlığı hakkında sürekli yalancı tanıklık eden bir dünyadır. Korku ifade edildiğinde, biz onu öfke, istismar, hastalık, açgözlülük, bağımlılık, bencillik, saplantı, yozlaşma, şiddet ve savaş olarak tanırız.
Kaderine yön vermeli, onun planlarına karşı durmalı ve karşıdakinin kendisini teslim almak için sergilediğinden daha aşağı olmayan bir kararlılıkla, onu sürekli gözaltında tutmalıydı. Tehlikenin nereden geldiğini tam olarak saptadıktan sonra hayatını yeniden düzenlemeye ve davranışlarını yaptığı keşfe uygun bir biçimde organize etmeye karar verdi.
Birileri -savaş ağaları ve onların suç ortakları- senaryo yazıyor ve bizleri sıramız gelince yukardan kuklalar gibi oynatıyor. Gerçek kurguya dönüşmüş: Gündelik varlığımızın dehşetinin öyküsü!