Beyler, öncelikle kendinize, bugün bir İngiliz’in, bir Fransız’ın ya da Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan bir kişinin “özgürlük” kelimesinden ne anladığını sorun. Bu herkes için, yalnız- ca yasalara tabi olma, bir ya da daha fazla kişinin keyfi iradesiyle tutuklanmama, gözaltına alınmama, öldürülmeme ya da herhangi bir şekilde kötü muameleye maruz kalmama hakkıdır. Bu, herkes için fikrini dile getirme, mesleğini seçme ve onu icra etme, mülkün- de tasarrufta bulunma ve hatta onu kötüye kullanma hakkıdır; izin almadan ve gerekçelerinin ya da eylemlerinin hesabını vermeden hareket etme hakkıdır. Her kişi için ister kendi ilgi alanlarını pay- laşmak ister kendisinin ve çevresindekilerin tercih ettiği ibadeti icra etmek ister günlerini veya saatlerini sadece kendi eğilimlerine ve hayal gücüne daha uygun herhangi bir şekilde doldurmak için diğer bireylerle bir araya gelme hakkıdır. Son olarak herkesin, gerek me- murların tamamının ya da belirli bir kısmının seçilmesi gerekse de yetkililerin az ya da çok dikkate almak zorunda olduğu beyanlar, di- lekçeler ve talepler yoluyla hükûmetin yönetimi üzerinde bir miktar etkiye sahip olma hakkı vardır. Şimdi bu özgürlüğü Antik Çağ'daki ile karşılaştırın.