İnsan, ölümü kendine yakıştırmaz. Ölüm bir kusurdur ve bu eksikliği gidermek gerekmektedir. Simya insandaki bu eksik yaratılışı tamamlar, onu yakalandığı ölüm hastalığından kurtarır veya başka bir deyişle kaybettiğini ona geri kazandırır. İnsanı insan, yani “ölümsüz” hayvan yapan ise “terbiye” edilmiş bir nefstir. Tımarlı, arınmış, hayalleri olan, yorumlayan nefs, simyacıların opus’udur. Azgın nefsin uysallaşması demek, azgın ölüm hayvanının da uysallaşması demektir. Bu anlamda simya, ölümü öldürme, onu karşıtına dönüştürme ve nihayetinde ondan “kurtulma” ve “özgürleşme” sanatıydı. Böylece korkulan, kaçılan ölüm bir yeniden doğum hâline geliyordu.
Sayfa 131 - Akademim Yayınları