♪Didar♪

♪Didar♪
@Akai_uzu
Okuyorum çünkü varlığı gerçek bile olmayan kişilerle varlığımı bulmaya ihtiyacım var. Help us write our happy ending︎°♪
Güç bu işte, diye düşündü Lin. Halkın sevgisi. Onları elinde tutuyor ve bunun için onu seviyorlar.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Aşkın insanı fakir ve hastalıklı yaptığını söylemeye bile ge- rek yok,” diye devam etti Lin, parmaklarındaki listeyi işaretleye- rek, “ve aydınlatması kötü olan çok küçük bir odada, genç yaşta ölme ihtimalin de çok yüksek.” “Bu kadar berbat olsaydı kimse âşık olmazdı.”
Kel’in göğüs kafesinde bir çiçek gibi, beklenmedik bir ağrı filizlendi. Onun gibi olmak istiyorum, diye düşündü Kel. Dünya, sanki benim hayallerim ve tutkularımla şekillenecekmiş gibi dolaşmak istiyorum. Parmaklarımla yıldızlara dokunabilecek ve istediğim de sanki oyuncaklarımmış gibi onları aşağı çekebilecek güçte görünmek istiyorum. İnsanın arzuladığını hiç bilmediği bir şeyi istemesi garipti.
Soylular zevkten hoşlanır ve bazen eğlencelerinin sesleri gece şehre kadar inerdi. İnsanlar sokaklarda birbirlerine göz kırpıp, “Lord Montfaucon sanki yeniden içmeye başlamış,” veya “Demek Leydi Alleyne üçüncü kocasından da kurtulmuş, öyle mi?” gibi şeyler söylerlerdi. Zenginseniz, sizi hiç tanımasalar da herkes neler yaptığınızı bilir ve bundan zevk alırdı.
“Satranç hayat gibidir David,” demişti babası. “Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek.”