Eğer birisi, belirli bir sürede herkesten kötülük gördüğünü söylüyorsa, bunun nedeni büyük olasılıkla kendisindedir: Ya hepsini uyduruyordur ya da bilinçsiz olarak öyle bir biçimde davranıyordur ki, karşısındakileri öfkelendiriyordur. Deneyimli olanlar, herkesten kötülük gördüğünü söyleyenlerden hemen kuşkulanırlar; kuşkulandıkları için de onlara anlayışlı davranmazlar ve böylece bu zavallıların: "Cümle alem bana düşman" inançlarını pekiştirmiş olurlar. Gerçekten başa çıkılması güç bir derttir, çünkü sempati gösterilse de, gösterilmese de, tetiklenmiş olur. İşkence korkusuna eğilimli birisi, anlattığı bir talihsizlik öyküsüne inanıldığında, bunu belgelerle kanıtlamaya kadar götürür. İnanılmadığında ise, bütün insanlığın kendisine kötü davranışına yeni bir örnek elde etmiş olur. Hastalığın alt edilmesi için anlayış gösterilmesi ve bu anlayışın yararlı olabilmesi için de hastaya bildirilmesi gerekir. Bu bölümde, hemen herkesin az çok çektiği işkence korkusunun öğelerinin ayırt edilebilmesini sağlamak ve sonra da bunların ortadan kaldırılmasına yarayan düşüncelerimi ileri sürmek amacındayım. Bu iş, mutluluk savaşının bir önemli bölümüdür, çünkü herkesin bize tekme attığını düşünürken mutlu olmamız mümkün değildir.