Kitap, ailesi zamanında İngiltere'ye göç etmiş Pakistan asıllı, aydın bir müslümanın İslam'ı anlamlandırma çabasını ve bu çabası içerisinde karşılaştıklarını anlatıyor. Bu bir roman değil. Yazarın kendi hayatının belli bir kısmını ele aldığı bir kitap. Kitap tamamen gerçek olayları ele aldığı gibi aynı zamanda çoğu din kitabında görebileceğiniz "hakikate" ermiş ve vakıf olduğu bu hakikati de çevresindekilerinin selameti için net bir dille paylaşan bir kitap değil. Tam aksine aslında pek çoğumuzun yaşadığı sorgulamaları esas alan ve gerçek İslam nedir sorusunun cevabını farklı coğrafyalar, farklı görüşler üzerinden bulmaya çalışan, sürekli arayış içinde olan bir adamın gerçek hayat hikayesi. Baştan söyleyeyim kitabın sonunda işte hakikat budur diye size bir yönlendirme yapılmayacak. Bu dediğimi bir spoiler olarak görmeyin bu sadece sizin beklentilerinizi doğru belirleyip hayal kırıklığına uğramamanız için bir uyarı. Bunu aynı zamanda olumsuz bir özellik olarak da görmeyin bilakis yazarın kitaptaki yolculuğu ve kendi sorgulamaları bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Yazar İslam'ın tek bir doğru uygulaması olmayabileceğini (İslam'ın ve imanın şartları hariç) söylüyor. Ve her insanın İslam'ı kendi anlayış biçimiyle yorumlama hakkına sahip olduğunu, müslümanların molla takımına tabi olmadığının altını çiziyor. Ve bir başka görüşünde de belki de birçok insanın karşı çıkacağı şu görüşün üzerinde duruyor: İslam'ı yaşadığımız çağa göre entegre etmek. Fakat yazarın burada dediğini iyi anlamak lazım. Misal tesettür gibi bir konu hakkında tesettür artık olmasın demiyor, teknolojiye haram gözüyle bakılmaması gerektiği kadınların da yaşamda aktif olarak rol alması gerektiği vurgulamak istediği konular. Her neyse kitabın içeriğine daha fazla dalmadan incelememi bitireyim.