Bektaş

Bektaş
bektasakblue
İstanbul
8 Nisan 1999
78 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Onu öne çıkaran, problemlere İslami dünya görüşü içinde çözümler aramasıydı. Ama onun en önemli tutkusu, çoğulculuk konusuydu. Enver'in meselelere yaklaşımını belirleyen esas, onun Müslüman kimliği olmakla birlikte, o İslam medeniyetinin büyük düşünürlerinin fikirleriyle olduğu kadar, Buda, Konfüçyüs ve kadim Hint bilgelerinin felsefeleriyle de uyum içindeydi. Diğer Müslüman aydınların aksine, diğer dinler, kültürler ve medeniyetlerin hakikatleri ve değerlerini takdir ediyor ve onlara saygı duyuyordu. Bunu yaparken, asla kendi kimliğini veya dinini kaybetmekten korkmuyordu. Ona göre hoşgörü, pratik bir erdemdi; kendi yaşadığı çoğulculuk deneyiminden doğmuştu. İnsanlara hatırlatmaktan asla usanmadığı gibi, insanlık tarihi ve kültürlerinin muhteşem kavşağı ve buluşma yeri olan doğunun incisi Penang Adası'ndan geliyordu.
Sayfa 296 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Batı seküler dünyasında ifade özgürlüğü, ancak seküler güce veya seküler güç yapısına ulaşma şansına sahip olanlara aitti. İşte sekülarizmin problemi budur. Batı'nın görünür gerçeği ve doktrini olarak, kendi görüşü dışındaki her ihtimali ve potansiyeli önemsizleştirir ve görünmez kılar. Sekülarizm güç arzusunu maskeler ve diğer tüm otoriter ideolojiler gibi öldürücü eğilimleri besler.
Sayfa 290 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Şeytan Ayetleri'nin bir roman olduğu gerçeği, onun gerçek olmadığı veya kınanamayacağı anlamına gelmez. Gerçek olmayan ama muazzam zararlara neden olan birçok şey vardır. Manifest Destiny (Açık Kader) efsanesi de saf bir romandır, ama Kızılderililer, Afrika ve Asya'dan getirilenler açısından bu romanda hiçbir iyi şey yoktur.
Sayfa 289 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Müslüman gençliğe bu güç duygusunun bir seraptan ibaret olduğunu göstermek istiyorduk. Ayetullah'ın İslam versiyonu özünü gerçek dünyadan almıyordu. Tarihte donmuş, günümüz dünyasından tamamen soyutlanmış gerici bir fıkıh anlayışına dayanıyordu. Bu fıkhın savunucuları kendilerinden o kadar eminlerdi ki, dinamik değişim veya karmaşıklığa asla izin vermiyorlardı. Dinlerinin şefkatinden o kadar eminlerdi ki, onu asla uygulamıyorlardı. Kendi doğruluklarına o kadar inanmışlardı ki, onların başka insanların da haklı bir davası olabileceğini anlamaları imkansızdı. İslam'ın çeşitliliği -Kur'an ve Peygamber paradigmasından daha çok, Müslüman emperyalizmi mantığına dayanan çeşitlilik- ancak anlık bir güç üretebilirdi. Oysa biz, Müslümanlara farklı bir güç duygusu vermek istiyorduk; kendi entelektüel geleneklerinin gücü ve bu geleneğin günümüzde de güncel olduğu anlayışı. Son olarak da, kültürümüz ve din tarihimizin bütünlüğünü yeniden oluşturmakla ilgileniyorduk.
Sayfa 286 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Batı'nın İslam'ı kendi zıddı olarak görmekten vazgeçmesi gerekiyor. 'Sekülarizmin iyilikleri karşısında İslam'ın kötülükleri anlayışı' değişmelidir. Ve tersi de gerekiyor: Müslümanlar Batı'yı İslam'ın şeytani zıddı olarak görmekten vazgeçmelidir. Şeytanlaştırmanın hiçbir çözümü yoktur; yalnızca yok edilmesi gerekir. Şeytanı yok etme çabaları ise hep başarısız olmuştur. İnsan toplumları birbirleriyle 'bizim ışığımız onların karanlığı' bağlamında ilişki kuramaz."
Sayfa 274 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu