“Türk kadını budur Mehmet Ali, ben başkayım. Çünkü içime saldığım duygular gizli gizli büyürken daha bir can alıcı renklere bulanıyor. Kuş kanadı değil hançer! Gül kokusu yerine kan kokusu! Duygularımı dışarı vurduğum zaman böyle olacak! Benim can suyuma sabır, tevekkül yerine, intikam karışmış.”
Kemanlar, soluklu sazlar, duvardan fışkırıp binbir iğne ucu gibi her yanıma batıyordu. Yatak odasındaki pencere kilitli değildi. Açtım. Sarkıp aşağı baktım. Otobüsler, arabalar, yürüyen Koca Tanrı kulları. Derin bir soluk alıp bağırdım:
ELVEDA ELVEDA. KOCA TANRI İNTİHARA İTTİĞİNİZ BU ZAVALLI İÇİN SİZLERİ BAĞIŞLASIN…
Bir gün, bir güvercin Tanrı’dan istekte bulunmuş: ‘Ben uçarken hava hızımı kesiyor, ilerleyemiyorum. Havayı yok etmeni istiyorum.’ Tanrı, bu isteği duyup kabul etmiş. Fakat güvercin, kanatlarını ne kadar çırparsa çırpsın uçamamış. Bir güvercin, sadece hava direnci olduğunda uçabilir. Uğruna mücadele edecek bir hedefi olmayan özgür düşünce, vakumlu bir tüpte kanat çırpan güvercine benzer. Uçması mümkün değildir.