Akif

Akif
@Akif0718
Ebu Bekir (ra.) Yemame'de (hafızların) şehit edilmesinden sonra haber yollayıp beni çağırdı. Bu esnada yanında Ömer b. el-Hattab da bulunuyordu. Bana şöyle dedi: "Ömer b. el-Hattab bana geldi: (Yemame) Savaşında pek çok kurra hafız öldü ve ben, ülkenin her yerindeki diğer hafızlarımızın da ölmesi suretiyle Kur'an'ın pek çoğunun yok olacağından korkuyorum. Kanaatimce Kur'an'ın cemedilmesini sağlamalıyız," Bunun üzerine Ebu Bekir, Ömer'e: "Resulullah'ın (sav.) yapmadığı bir şeyi ben nasıl yapabilirim?" dedi. Ömer: "Vallahi bu hayırlı bir iştir," dedi ve ısrarla benden bu işi yapmamı istedi. Böylece Ömer'in gönlünde olanı, Allah benim de gönlüme düşürdü ve ben de onun görüşünü benimsedim," dedi. Zeyd b. Sabit (sözüne devam ederek), Ebu Bekir bana: "Sen akıllı bir gençsin. Sana güveniyoruz. Zaten Resulullah'a (sav.) vahiy katipliği de yaptın. Kur'an'ı araştır (ve bu işi yap,)" dedi.
Sayfa 25·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Abdullah bize, Yunus b. Habib, Ebu Davud, Ha:rımad b. Seleme, Sabit ve Enes b. Malik vasıtasıyla şöyle dediğini rivayet etti : «Adamın biri, Resulullah'a (sav.) gelen ilahi vahyi yazıyordu. Hz. Peygamber kendisinden "semi'an basiran" yazmasını istediğinde o, "semi'an alimen" yazıyor; "semi'an alimen" yazmasını istediğinde de "semi'an basiran" yazıyordu. Bu adam, Bakara ve Al-i İmran surelerini okuyordu ve bu iki sureyi okuyan Kur'an'ın pek çoğunu da okumuş oluyordu. Bu adam Hristiyan oldu ve "Ben Muhammed'in yanında (vahiy katibi) iken (ayetleri) istediğim gibi yazardım," demeye başladı.
Sayfa 20·Kitabı okudu
1000Kitap
Zeyd b. Sabit'in huzuruna bir grup insan geldi ve "Bize Resulullah'ın hadislerinden birkaçını söylesen," dediler. Bunun üzerine Zeyd dedi ki: "Ben size ne söyleyeyim. Ben Resulullah'a komşuydum. Ona vahiy geldiğinde beni çağırırdı ve bende (gelen vahyi) yazardım. Biz ahireti ansak o da bizimle beraber ahireti anardı. Dünyayı hatırlasak o da bizimle birlikte dünyayı hatırlardı. Yemekten bahsetsek o da yemekten bahsederdi. (Biz ne yapıyorsak o da aynı şeyleri yapardı.) Benim size ondan anlatacaklarımın hepsi budur."
Sayfa 20·Kitabı okudu
1000Kitap
Hz. Peygamber, Hudeybiye dönüşü ashabına şöyle dedi: Ey insanlar! Şüphesiz Allah beni rahmet olarak herkese gönderdi. Havarilerin İsa b. Meryem'e karşı muhalefette bulundukları gibi siz de bana karşı muhalefette bulunmayınız. ''Sahabeler dediler ki: ''Ya Resülallah! Havariler nasıl muhalefette bulundular?'' Resülallah dedik ki: ''Aranızdan bazılarınızı, İslam'a davet mektuplarıyla birlikte yabancı hükümdarların huzuruna göndermek istediğim gibi İsa'da onları böyle bir göreve davet etmişti. Onun yakın yerlere gönderdiği kimseler gitmeye razı oldular ve selamete erdiler. Ama uzak yerlere göndermek istediği kimseler oraların dillerini konuşmadıklarını ileri sürerek mazeret beyan edip gitmek istemediler. İsa bu durumu Allah'a arz ve şikayet etti. Bunun üzerine onların hepsi gönderildikleri milletin dilleriyle konuşur oldukları halde sabahladılar.
Sayfa 45
1000Kitap
Claude ile bir takım kristoloji tartışması (İsa-Tanrı mıdır?) "Neden Tanrı insan rolüne giriyor, güçsüz mü?" meselesi: Bu çok güçlü bir felsefi itiraz. Hristiyan teolojisinin verdiği cevaplara ve bunların sorunlarına bakalım: Hristiyan cevabı: Tanrı güçsüz olduğu için değil, sevgisinden dolayı aşağı indi (kenosis). Güç gösterisi değil, fedakarlık gösterisi. İtiraz: Ama bu cevap yeni sorular doğurur: Sonsuz güçlü bir varlık neden bir "fedakarlık mekanizması"na ihtiyaç duysun? İnsanlığı affetmek için neden kendi kendine işkence etmesi gereksin? Bu bir tiyatro değil mi, gerçek bir fedakarlık mı? Daha derin sorun — Anselmci kefaret teorisi: Anselm'in kurgusu şöyle: İnsanlık Tanrı'ya sonsuz borç biriktirdi, bu borcu ancak sonsuz bir varlık ödeyebilir, o da Tanrı-insan İsa'dır. Ama bu mantıkta ciddi çatlaklar var: Tanrı neden kendi koyduğu kuralın esiri olsun? Sonsuz güçlü biri istese affetmez mi, neden "ödeme" şart? Bu aslında Tanrı'yı kendi adaletinin mahkumu yapıyor, bu da gücünü kısıtlıyor Nominalistlerin tam da bunu söylemesi: Gabriel Biel ve Ockham'cıların "kurtarıcı bir eşek de olabilirdi" demesi aslında bu çelişkiyi içeriden patlatıyor. Yani Tanrı sonsuz güçlüyse neden bu spesifik senaryoya mahkumdur?
1000Kitap