Türkçülük ülküsü, teb'a ve din birliğinin yalnız başına artık önem taşımadığını, millet birliğinin diğer bütün değerlerinin üstüne çıkarıldığını görmekten, yaşamaktan ve denemekten doğmuştur.
Ziya Gökalp "Türkleşmek" ilkesini ortaya attığı vakit; dilde, harsta (kültürde), tarih anlayışı ve soy şuurunda Türkleşmeyi işaret etmiştir. Ancak cahiller, akıl hastaları ve hainlerdirler ki; antropolojik manadaki bir Türkleşmeden söz ettiğini ileri sürerler.
Bütün Türk milliyetçileri, yedisinden yetmişine, akıllısından öfkelisine kadar, Mehmet Akif'e büyük bir saygı ve sevgi duyarlar. Oysa, M. Akif'in ana dili Türkçe değildir. Ama hiçbir Türk milliyetçisi, M. Akif'i Türk saymamayı asla ve asla aklından geçirmez. Peki, dil ve kan ırkçılığı yapsaydık; Mehmet Akif'i nasıl Türk sayardık!