Dilan AKIN

Dilan AKIN
@Akndilan
Biyoloji Öğretmeni
Gazi Üniversitesi
Ankara
84 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
7/10
·400 syf.··
2026 62. kitabı
Her türlü baskının sürdüğü bir toplumda büyümenin sancısını,inanç, rejim, aile, dostluk, aşk ve ihaneti aynı anda hissettiren bir kitaptı benim için. Aradığım her duyguyu içinde buldum. Bir ara Ahmet’in ihanetini okuyacağım diye çok korktum ama olaylar düşündüğüm gibi ilerlemedi. Yazar ipuçlarını oldukça anlaşılır bırakmış aslında dönüp bakınca her şey göz önündeydi. Final kısmı içime tam sinmedi. Hikâyeyle biraz daha vakit geçirmek isterdim, sanki 100 sayfa daha olsa keyifle okurdum. Genel olarak gerçekten çok iyi bir okuma deneyimiydi. Keyifli okumalar!
Tahran'ın DamlarıMahbod Serajı · Pegasus Yayınları · 2010604 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·272 syf.··
2026 61. kitabı
Lord Henry’nin rezil düşünceleri, Dorian’ın bitmek bilmeyen bencilliği ve Basil’in resmen b*k yoluna gitmesi derken bu kitabı da sonunda bitirmiş bulunuyorum. Kendisi beni reading slump’a soktu. O kadar ağır ilerledi ki, bitiremediğim için araya aldığım kitapları okuyup bitirdim buna rağmen bu eser ancak 3 haftanın sonunda tamamlanabildi. Abartılacak hiçbir yanı olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Özellikle 11. bölüme kadar hikaye oldukça tıkanık, kendimi zorlayarak ilerledim. Kitap zaten okuru tiksindirmek, bunaltmak ve huzursuz etmek istiyor bunu da fazlasıyla başarıyor. Ben okurken çok keyif alamadım maalesef.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202198,9bin okunma
9/10
·120 syf.··
2026 58. kitabı
Her şeyden önce çok gerçekti. İki çocuğu olan bir ailenin üçüncü çocuklarının engelli doğmasının ardından kardeşlerin yaşadıklarını anlatıyor. Kitabın ilk kısmı, yani ağabey bölümü, evin en büyük çocuğu olarak beni öyle ağlattı ki. Onun kaygılarıyla başa çıkamayışı, kaç yaşına gelirse gelsin hep “ağabey” olarak kalışı sayfalarca gözyaşı dökmeme neden oldu. Kız kardeş karakteri beni zaman zaman çok sinirlendirdi ama tam da bu yüzden hayatın içinden hissettirdi. Kusurlarıyla, öfkesiyle, gerçekliğiyle çok tanıdıktı.Üçüncü çocuğun ölümünden sonra doğan “sonuncunun” kendini hep yarım hissetmesi, sürekli tamamlanmak istemesi de ayrıca çok etkileyiciydi. Kitapta üçüncü çocuktan yalnızca “çocuk” diye bahsedilmesi, cinsiyetini bile bilmememiz çok güçlü bir tercihti. Kimliğinden çok varlığına ve yokluğuna odaklanmamızı ister gibiydi yazar. Ayrıca taşların ağzından anlatmak nereden aklına gelmiş olabilir? Çok etkileyiciydi. Kısacaktı ama beni duvardan duvara vurdu.
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,531 okunma
Şeref Yoksunu Suphi
1/10
·130 syf.··
2026 55. kitabı
Güçsüz kadın, hırslarına yenilen kadın, yuva yıkan kadın, baştan çıkaran kadın. Aynı bayat kalıpların etrafında dönen, hiçbir derinlik sunmayan bir hikâye. Baştan sona sinir oldum. Daha ilk sayfalarda olaylar öyle bir hızla geçiyor ki neyi neden okuduğunu anlamıyorsun. Karakterler desen karton gibi hiç bir şey hissetmedim.Bu konu işlenmez mi? Elbette işlenir. Hüseyin Rahmi Gürpınar alır aynı temayı, seni hem güldürür hem içini burkar, karakterlerin içine çeker. Burada ise hiçbir şey yok. Ne duygu var ne derinlik ne de edebi bir tat.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
2/10
·160 syf.··
2026 54. kitabı
Kitap,ne tam anlamıyla Türk mitolojisine sadık kalabiliyor ne de İslami öğretilerle örtüşüyor; adeta iki arada bir derede kalmış, kafa karıştırıcı bir anlatı sunuyor. Kitabın en büyük sorunu, kendi içinde barındırdığı derin çelişkiler ve kutsal metinlerle kurduğu tutarsız bağ. Kitapta Kur’an-ı Kerim’den ayetlere yer verilmesine rağmen, anlatı bu ayetlerin özüyle taban tabana zıt ilerliyor. Örneğin; Tahrim Suresi 10. Ayet’te Hz. Nuh’un eşinin ona inanmadığı ve ihanet içinde olduğu açıkça belirtilirken, kitapta eşinin onu destekleyen bir figür olarak çizilmesi büyük bir tezat. Allah’ın yeryüzüne elçi olarak gönderdiği bir peygamber hakkında kullanılan, "Nuh, kendi yaptığı şarabından içerek çadırına çekildi ve sızıp kaldı" ifadesi, bir peygamber portresi için oldukça sarsıcı ve kabul edilemez bir üslup. Mitolojik bir karakterden değil de bir peygamberden bahsedilirken bu denli dünyevi ve "laubali" bir dilin seçilmesi, kitabın ciddiyetini zedeliyor.Yazarın önünde iki net yol varmış ancak o ikisini de seçememiş. Ya Mark Twain’in "Adem’le Havva’nın Güncesi" tarzında tamamen kurgusal ve edebi bir özgürlükle hareket etmeliydi ya da ayetlerin rehberliğinde sadık bir biyografi sunmalıydı. Tevrat, Kur’an ve çeşitli mitlerin gelişi güzel harmanlanması, ortaya nitelikli bir hikaye değil, bir kaynak kirliliği çıkarmış. Büyük beklentilerle başladığım bu yolculuk maalesef hüsranla sonuçlandı.
Türkler'in Atası Yafes’in RüyasıSelçuk Silsüpür · Sinova Yayıncılık · 20244 okunma