Bruce Davy Jones

Nasıl ki delilik yüksek bir anlamda tüm bilgeliğin başlangıcıysa, şizofreni de tüm sanatın, tüm düşlerin başlangıcıdır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kişiliğiniz, içine kapatıldığınız bir hapishanedir. Ve şimdi bu halinizle tiyatrodan içeri adım atarsanız, her şeyi Harry’nin gözleriyle, her şeyi Bozkırkurdu’nun eski gözlüğüyle görürsünüz. Dolayısıyla, sizi gözlüğü gözünüzden çıkarmaya ve bu pek saygıdeğer kişiliği dilediğiniz zaman yine buyurup almak üzere vestiyere bırakmaya davet ediyorum.
Zırıltı yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç, para yerine ruh, gelişi güzel etkinlikler yerine gerçek eylem, oyun yerine gerçek tutku arayan birine bu sevimli dünya yurt olamaz.
Sen, Harry, hep bir sanatçı ve düşünür hayatı yaşadın, için hep sevinçle, inançla dolup taştı, büyük ve ölümsüz şeylerin peşinde koştun hep, sevimli ve küçük şeylerden asla memnunluk duymadın. Ne var ki, yaşam seni uyandırıp kendine yaklaştırdıkça çaresizliğin büyüdü, acıların, korkuların ve umarsızlıkların batağına giderek daha çok saplandın, gırtlağına kadar gömüldün içine, bir zaman güzel ve kutsal bilip baş tacı ettiğin şeyler, insanlara ve bizim yüce misyonumuza beslediğin inanç imdadına koşamadı, hepsi yitirdi değerini, un ufak oldu, inancın soluyacak havadan yoksun kaldı. … Yaşam konusunda bir fikrin vardı; içinde bir inanç, bir beklenti yaşıyordu; eylemlere, acılara ve özverilere hazırdın. Ama yavaş yavaş anladın ki, dünya hiç de senden eylemlerde ve özverilerde bulunmanı istemiyor; yaşam, kahraman rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı değil, insanların yiyip içmeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta sınıf evidir. Kim bunun başka türlüsünü ister, kim gönlünde yiğitliği ve güzelliği barındırır, büyük yazarlar ya da ermişleri baş tacı ederse, o bir aptaldır.
Eski bilgi ve kavrayışın başlıca sorunu olan zamanın gerçekdışılığı şimdiye dek teknoloji tarafından henüz bulgulanmamıştı, ama kuşkusuz sonunda o da “keşfedilecek” ve hamarat mühendisler tarafından ele geçirilecekti. Paris’te ya da Berlin’deki bir müziğin Frankfurt’ta ya da Zürih’te işitilebilmesinde olduğu gibi, çevremizin yalnızca bugünkü görüntü ve olaylarla sınırlı kuşatılmadığını, geçmişte olup bitmiş ne varsa aynı şekilde kayda geçirilip varlığını sürdürdüğünü belirttim; kuşkusuz günün birinde telli ya da telsiz, parazitli ya da parazitsiz, Hz. Süleyman’ın ve Walther von der Vogelweide’nin konuşmasını işitebilecektik ve bütün bunlar günümüzde radyo alanında atılan ilk adımlar gibi insanları kendilerinden ve amaçlarından uzaklaştıracak, onları giderek yoğunluk kazanan oyalanmaların ve boş uğraşların ağı içine hapsedecekti.