Bruce Davy Jones

Yo, benim mezarımın başında cüppeleri ve duygusal “Hıristiyan kardeşler” sözleriyle o leş kargalarından hiçbiri bulunmayacaktı! Ah, nereye baksam, düşüncelerimi nereye yöneltsem, hiçbir yerde beni bekleyen bir sevinç, bana yollanmış bir çağrı, beni kendine çekecek bir şey göremiyordum. Her şeye kokuşmuş bir yıpranmışlığın, kokuşmuş yarı memnunlukların havası sinmişti; her şey eskimiş, sararıp solmuştu, gri, peltemsi, tükenmiş durumdaydı her şey. Aziz Tanrım, nasıl gerçekleşebildi bu? Nasıl bu hallere düştüm ben? Kanatlanmış uçan benim gibi bir genç, bir yazar, sanat perilerinin bir dostu, dünyayı gezip dolaşmış bir kişi, benim gibi ateşli bir idealist? Nasıl da bu feci durum usuldan usuldan, sinsice gelip çullandı üzerime, bu tutukluk, kendime ve herkese karşı bu nefret, tüm duygulardaki bu tıkanıklık, bu koyu, bu lanet olası bezginlik, yürekteki boşluğun ve umarsızlığın bu pis cehennemi?
Reklam
Acele gereksizdi, ölmek için verdiğim karar belli bir saatte yaşanmış bir kapristen kaynaklanmıyordu; zaman içinde olgunlaşmış, elle tutulur bir meyveydi, yavaş yavaş gelişip büyümüş, bir ağırlık kazanmıştı, yazgının rüzgârında hafifçe sallanıyordu, rüzgârın bir sonraki darbesinde düşecekti ağaçtan.

Bruce Davy Jones

, bir kitap okudu
8/10
·210 syf.··
Beğendi
·
12 günde okudu
·
2025 4. kitabı
Hermann Hesse
8.2/10 · 9,6bin okunma
8/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 22:09
Hermann Hesse, 1877 yılında Almanya’da dünyaya gelmiştir. Misyoner bir babanın oğlu olarak dini baskılarla büyümüş, ancak bu baskılara karşı çıkarak İlahiyat Okulu’ndan ayrılmıştır. Gençlik yıllarında kitapçılık yaptıktan sonra, 1904 yılında serbest yazarlığa adım atmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalan İsviçre’ye yerleşmiş ve sonrasında İsviçre vatandaşı olmuştur. 1911 yılında Hindistan’a yaptığı yolculuk, Doğu felsefesi ve kültürüne derin bir ilgi duymasına ve eserlerinde bu etkileşimi yansıtmasına neden olmuştur. Edebiyat dünyasına özgün katkıları sayesinde 1946 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş, 1962 yılında ise hayata veda etmiştir. Hermann hayatı boyunca üç evlilik yapmış, hiçbirinde de huzurlu ya da başarılı sayılmamıştır. Roman; toplumla bağ kuramayan, içine kapanık ve entelektüel bir yaşam süren Harry Haller’ın içsel çatışmalarını anlatır. Kendini hem kültürle beslenen bir insan hem de ilkel içgüdülerle hareket eden yalnız bir “bozkırkurdu” olarak görür ve bu ikilik onu derin bir anlamsızlığa sürükler. Yaşamdan giderek uzaklaşan ve intiharı düşünen Haller, bir gün eline geçen “Bozkırkurdu Üzerine İnceleme” adlı broşürle kendi doğasını ve varoluşunu sorgulamaya başlar. Ardından tanıştığı Hermine adlı kadın, onu dansla, müzikle, aşkla ve hayatla yeniden tanıştırır. Hermine’nin etkisiyle Harry, sadece hayata değil, kendi bilinçaltına da kapılar aralamaya başlar. Hermine’nin yönlendirmesiyle Pablo adında bir müzisyenle tanışır ve onun aracılığıyla bilinçaltına açılan “Büyülü Tiyatro”ya girer. Burada gerçekliğin sabit değil çok katmanlı olduğunu ve insanın tek bir kimlikten ibaret olmadığını deneyimleyerek dönüşüm geçirir. Harry’nin çevresindeki insanları çoğu zaman yüzeysel, kültürsüz ve basit bularak küçümsemesi; toplumdan
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,6bin okunma
İntihar aptalca, ödlekçe ve sefil bir eylemmiş, övülmeyecek, yüz kızartıcı bir çıkış yoluymuş, varsın olsun; bu acılar değirmeninde öğütülmekten insanı kurtaracak en aşağılık çare bile yürekten özlenmeye değerdi. Büyüklük ve kahramanlık oyununa yer yoktu bu konuda; geçici, küçük bir acı ile akıl almayacak kadar yakıp kavurucu, sonsuz acı arasında kısaca bir seçim yapmam gerekiyordu. Öylesine eziyetli, öylesine kaçak yaşamımda sık sık o soylu Don Kişot gibi davrandım; onuru rahatlığa, kahramanlığı mantığa üstün tuttum. Yeter artık, bitsin bu!
Reklam