Çünkü din'in bildirdiği Tanrı, insan aklından, onun muhakeme sürecinden geçerek bulunmuş değildir. Allah, kendini bildirmeseydi, akıl, O'nu kendi hakikati içinde bulamazdı. Akıl, kendisine vahiy yoluyla bildirilen Allah'ı kavrayacak istidattadır, fakat kendiliğinden O'nu bulabilecek istidatta değildir. Bunun içindir ki Allah'ı akıl yoluyla değil, kendi zatından talep etmek gerekir.
Bir şey sorabilir miyim ? Kuran-ı Kerim'deki İbrahim Peygamberin Allahı bulma sürecinin anlatılması aslında Allahı akıl yoluyla bulunabileceğini göstermek için inmiş değil mi ? Muhalif olmak için yazmadım sadece merak ediyorum.
Olumsuz tarafları aşırıya kaçmış bir kitap. Ayrıca tavsiye üzerine okuduğum bir kitaptı..
kitabın akıcılığı yok denecek kadar az. Kitapta küçük kız çocuğunun (Scout’un) Ağzından; ırkçılığın, ayrımcılığın, eşitsizliğin öyküsünü konularını baz alıyor..
Ayrıca bir siyahinin haksız tecavüz suçlamasıyla yargılanmasını ve avukatın savunmasını çocuklarına ne şekilde yansıltıldıgını ele alınması dışında, kitabın ilk 100 sayfası gereksiz büyük bir hayalkırıklığı yaratan bir eserdi.
Kitabın çevirisinde ki kısaltmalar da bana Sosyal medya yazışmalarını yansıttı. (n’pıyosun) gibi vs.. Türkçe’nin iyi kullanılmaması da cabası..
Haklısınız ancak ben bu kitabı hukukçuların okuması gereken kitaplar listelerinde mutlak ilk 10da görüyordum. Yani malesef yaş ortalaması yüksek kişiler öneriyordu. Evet anlattığı konu önemli ama sadece anlattığı konu önemli. Bu şuna benziyor aslında iyi bir okuldan mezun olan öğretmenin sana bir şey anlatamaması.
Arapların bir düşmanı da, Arap olmayan Müslüman kardeşlerinin
kavmiyetçilik hastalığıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.)
şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimin hakları basık burunlu,
döğülmüş demir gibi dümdüz suratlı bir kavim tarafından
yenmedikçe kıyamet kopmaz.”
Anne karakolda aynen şöyle diyor: “Eşim gece alkollüymüş, kızımı sevmek istemiş. Kızım da ters cevap verince iki tokat atmış. O, kızımın babası, sever de döver de!''