Evden çıkarken senin güllerine hayran hayran bakan bir çifte rastladım.
Kız bana bunun hangi çeşit gül olduğunu sordu, cevap veremedim. Ona sadece, bunun cevabını karımın verebileceğini ama maalesef kendisinin burada olmadığını söyleyebildim, az kalsın artık burada olmadığını söyleyecektim. Hava çok güzeldi, genç çiftin mutlu bir hali vardı, evimiz onları düşler alemine götürmüştü, karatavuklar şakıyordu, havada neşe vardı. Bu ortamı bozmak istemedim, neşeli olmak nezaket gereğidir.
Devamlı akan su durduğunda serinliği özlenir, yanan ışık söndüğünde aydınlık özlenir ve insan karısını kaybettiğinde de onu ne kadar çok sevdiğini anlar. Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?
Birilerinin mutsuzluğu diğerlerinin mutluluğudur demeyeceğim. Ama mutsuzlar arasında konuşacak daha fazla şey olduğuna inanıyorum. Mutlu insan yabancılaşıyor.