İlk olarak kitap çok güzel. Stefan Zweig bir novela ustası. En sevdiğim ve ilk okuduğum kitabı da buydu bu yüzden bir daha okudum Bilinmeyen bir kadının duygularını öğrenmek biraz duygusal ama bir o kadar da güzeldi.
_Spoiler_
Vazodaki o beyaz güller aslında farketmese de çok önemliydi ama farkedecek kadar da anlamıyordu. Kadın aslında biraz imkansız bir aşka bağlanmış. Yıllar sonra bir araya gelseler de insanlar değişiyor maalesef ve tanınamayabiliyor. Aşık olduğunuz kişinin sizi tanımaması hatta sizi hayat kadını zannetmesi fazlasıyla acı. Adam içinse bir çocuğunun olduğunu bilmemek hatta ve hatta olduğunu bilmediğin çocuğunun öldüğünü öğrenmek... Çok kötü bir duygu. Bu mektuptan sonra eminim hayatı değişecek ve vazosuna mutlaka beyaz gül koyacaktır.
İnsanın kimsesi yoksa, hiçbir yere gidemez. Herkesin gidebileceği bir yeri olmalıdır. Çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.
En sevdiğim kitaptır. Çünkü insanın kendi içinde olan çelişkileri mükemmel şekilde aktaran bir roman. İnsanın kendisince masum olan ve olmayan kişiyi seçmesi ve masum olmayan kişiye karşı duyguları bizlere aktarılmış.
Ne olursa olsun, hayatta hangi suçu işlersek işleyelim her daim ortaya çıkacak olan vicdan duygumuzdan kaçmak istesek de kaçamayız. Çünkü o hep bizim içimizdedir düşüncesini bana katan güzel bir kitap.