“Bizim gibilerin ailesi yoktur. Biraz paraları olduğunda hemen harcayıp bitirirler. Onları düşünen tek bir kişi bile yoktur bu dünyada...”
“Ama biz öyle değiliz,”
“Çünkü sen varsın benim yanımda ve...”
“Ben varım senin yanında. Biz ikimiz hep birbirimizin yanındayız, işte böylece bizi düşünen biri var bu dünyada.”
Doğa, onun pürüzsüz tenine kırışıklar, gözaltlarına morluklar eklerken sanki yeni bir denge yaratmıştı: geri aldıklarının boşluğunu yeni bir anlamda cömertçe doldurmuştu. Her seyircinin gönlünce yorumladığı imgenin yüzeysel ışıltısı kazınınca ortaya keşfe değer bir derinlik çıkmıştı.