Tarafsız bir kafayla doğrunun manasını incelersek görürüz ki,doğru,kişiye,kişinin içinde bulunduğu topluluğa ve topluluğun yaşadığı Asra göre değer alır.onlarca doğrunun tarifi, içinde bulundukları ve içinde bulunmaktan haz duydukları durumdur.
Şimdi,Avrupa'nın hemen her yerinde hakim kör taassup ve beyni yıkanmış pek çok insanın bu mert millete karşı tutumunun sebebini çok iyi anlıyordu. Türkleri ne Fransa ne Papalık İtalya'sı ne Avusturya ne Macaristan tanıyordu. Zaten eğer tanımış olsalardı,kahramanlığa âdeta tapan onaltıncı yüzyıl insanlarının Türkleri sevmemelerine imkân yoktu. Türkler hakkında varılmış her yanlış hüküm incelendiğinde, insanın karşısına kilise çıkıyordu.