Alperen

Alperen
Sherlock Holmes - Monte Cristo Kontu... Benim denizim sessiz ama derin. İnstagram: tarihtenkareler.inst
Öğretmen
Ege Üniversitesi
İzmir
152 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Ben bu hayatta tesadüflere inanmıyorum.
Maria Puder’le tanışmadan evvelki boş, gayesiz, maksatsız günler, eskisinden çok daha ıstırap verici bir hâlde yeniden başlamıştı. Arada bir fark vardı: Hayatın bundan ibaret olduğunu zannettiren bilgisizliğimin yerini şimdi, dünyada başka türlü de yaşanabileceğini bir kere öğrenmiş olmanın azabı tutuyordu. Etrafımın artık hiç farkında değildim. Hiçbir şeyden zevk almama imkân olmadığını hissediyordum. Bir müddet, kısa bir müddet, o kadın beni her zamanki âciz, miskin hâlimden kurtarmış; bana erkek, daha doğrusu insan olduğumu, benim de içimde yaşamaya müsait taraflar bulunduğunu, dünyanın zannedildiği kadar manasız olmayabileceğini öğretmişti. Fakat ben, onunla aramdaki rabıtayı kaybeder etmez, onun tesirinden kurtulur kurtulmaz tekrar eski hâlime dönmüştüm. Ona ne kadar muhtaç olduğumu şimdi anlıyordum. Ben, hayatta yalnız başına yürüyebilecek bir insan değildim. Daima onun gibi bir desteğe muhtaçtım. Bunlardan mahrum olarak yaşamam mümkün olamazdı. Buna rağmen yaşadım... Ama işte netice meydanda... Eğer buna yaşamak demek caizse, yaşadım...
“Söylediğim gibi, merak da ediyordum... Nihayet yanınıza sokulup konuşmaya karar verdim. Diğer ressam arkadaşlar da sizi merak ediyorlardı... Onlar da ısrar ettiler... Fakat keşke yapmasaydım... Sizi tamamen kaybettik... Bir daha sergiye gelmediniz!” “Benimle eğleneceklerini zannetmiştim!” dedim. Fakat derhâl pişman oldum. Bu sözümden alınabilirdi. Hâlbuki o: “Evet, haklısınız...” diye cevap verdi. Sonra, bir şey arıyormuş gibi gözlerini yüzümde gezdirerek: “Berlin'de yalnızsınız değil mi?” dedi. “Ne gibi?” “Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir hâliniz var ki...” “Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri...” “Ben de yalnızım...” dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: “Boğulacak kadar yalnızım...” diye devam etti, “hasta bir köpek kadar yalnız...” Parmaklarımı adamakıllı sıkarak biraz yukarı kaldırdı ve sonra masanın üstüne vurdu: “Sizinle arkadaş olabiliriz!” dedi. “Siz beni yeni tanıyorsunuz, fakat ben sizi on beş yirmi gündür tetkik ettim... Herkese benzemeyen bir hâliniz var... Evet, sizinle gayet iyi arkadaş olabiliriz...”

Alperen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2026 12. kitabı
Sabahattin Ali
8.8/10 · 375,5bin okunma
Yatağa yatar yatmaz uyumuşum. Sabaha karşı sıkıntılı rüyalar gördüm; kürk mantolu kadın türlü şekillerde karşıma çıkıyor, o müthiş ve ezici tebessümüyle beni kıvrandırıyordu. Ona bir şeyler söylemek, bir şeyler anlatmak, izahat vermek istiyor, fakat muvaffak olamıyordum. Siyah gözlerinin keskin ifadesi çenelerimi kilitliyordu. Onun tarafından değişmez bir hükümle mahkûm edildiğimi gördükçe daha çok kıvranıyor, derin bir ümitsizliğe düşüyordum. Daha ortalık ağarmadan uyandım. Başım ağrıyordu. Lambayı yakarak bir şeyler okumaya çalıştım. Satırlar gözlerimin önünden siliniyor ve beyaz sahifelerin ortasında, sisler içinde, benim zavallılığıma sessiz ve içten kahkahalarla gülen iki siyah göz peyda oluyordu. Dün akşam gözlerime sadece bir hayal göründüğünü bildiğim hâlde sakinleşemiyordum. Kalkıp giyinerek sokağa çıktım. Soğuk, rutubetli bir Berlin sabahıydı.