'...Olmuyor ki, bellek siliyor, anılar birbirine karışıyor, yüzler, sesler, dokunuşlar, ne yaparsanız yapın silikleşiyor, ''nasıl olsa yeniden yaşama şansı yok,'' dermiş gibi aldırışsızca her birini bir yere savurup atıyor.
Bütün bu kaçışın, çoğu zaman ne olduğunu bilmediğimiz arayışın, sayısız insan ve görüntünün, evlerin, odaların, renklerin, semtlerin, kentlerin, gülüşlerin, ağlayışların, yalnızlıkların ve kalabalığın, rüyaların, bıkkınlığın ve coşkunun, umutların ve düş kırıklıklarının, kimi zaman sislerin içinde kaybolurken kimi zaman bir gün doğumunda, sanki belleğin bütün karmaşası silinmiş, berraklaşmış gibi hissederken, bütün bu rastlantıların, anladığımızı sandığımız ama çoğu kez hiç anlamadığımız şeylerin ardından geri geldiğimde, her yerde ve burada, gerçekte aradığımız neyse, artık onu bulamayacağımızı biliyorum.