Ah, sevgili dostum, filozoflar insan ruhunu, doktorlarsa gövdesini didikleyip duruyorlar, ama insan hakkında gerçekten bildiğimizi söyleyebileceğimiz ne var?
—Bu akşam çok dalgınsın. Neyin var? diye sorduğu zaman ona can çekişen Amr’ın şu sözleriyle yanıt vermek geldi içimden: “Sanki cennet yeryüzüne inmiş de, ben ikisinin arasında kalmışım, bir iğne deliğinden soluk almaya çalışıyorum.”
Dünyada yaşayanlar için, pencerelerden içeriye gün ışığı sızıyordu, ama bu ışığın parıltısı ve sıcaklığı algılayamayacağı kadar uzaktı ona. Onu çevreleyen hava hala soğuk ve karanlıktı. Acı kaynağı, etini yakan ateş değil, işte bu sonsuz yabancılaşmaydı.