Maeglin

Kahvaltımı da, dayağımı da yemiştim; karnım tok, sırtım pek morluk doluydu.
Alıntı
Reklam
Velayetim sende kalacaksa olur baba. Bana da çok eziyet ediyor, sevmiyor galiba beni karın. Yolda ayağı takıldı düşerken beni elimden tutup düşeceği yere attı üzerime düştü baba. Düşüşünü yumuşattı benle. Minder gibi kullanıyor kadın beni.
Alıntı

Maeglin

, bir kitap okudu
7/10
·224 syf.·
Beğendi
·
2025 70. kitabı
Selçuk Aydemir
8.5/10 · 5,6bin okunma
8/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 13:50
Okumaya başlayınca sanki bir mutfağın kapısından içeri giriyorsunuz ama bu sıradan bir mutfak değil. Baharatların konuştuğu, yemeklerin ruhu değiştirdiği, aşçıların sadece karın değil kader doyurduğu bir mutfak. Aşçıbaşımız tatların ruhu şekillendirdiğine inanan kadim bir öğretiyle eğitiliyor kitap boyunca. Doğru yemeği, doğru baharatla, doğru niyetle pişirirseniz, insanların kararlarını etkilenebilir, karakterleri yönlendirilebilir. Yani aşçıbaşının mutfağında yemek sadece yemek değil bir büyü aynı zamanda. Bunun klasik büyüden farkı, gösterişli olmaması. Mucizeler bir çorbanın içine konan doğru otta gizli ki bu da kitaba ayrıca büyüleyici bir sadelik katıyor. Aşçıbaşı gücünü sabırdan ve maharetten alıyor. Silahı bıçak ama o bıçağının geçtiği yerden insanlar unutulmaz izlerle ayrılıyor. Kitap bir yerde aşçıbaşının intikam yolculuğu ama aynı zamanda onun kendini anlama, geçmişle yüzleşme ve en sonunda affetme kapasitesine ulaşma hikayesine dönüşüyor. Kitapta hem sade hem de incelikli bir anlatım var. Süslü cümlelerle boğmuyor, ama kelimelerin tadını ustalıkla ayarlıyor. Özellikle yemek tarifleri ya da yemeklerin hazırlanışı anlatılırken dil adeta kıvama geliyor. Her paragraf sanki bir tabak gibi. Önce girişte iştah açılıyor, ortada kıvam alınıyor, sonunda da tatlı bir burukluk bırakılıyor. Ve evet, bu kitap kesinlikle aç karnına okunmamalı :) Yan karakterler de en az aşçıbaşı kadar dikkatle işlenmiş. Özellikle diğer ustalar, öğrenci-usta ilişkileri, saray erkanı ve güç odakları oldukça canlı, hiçbiri tek boyutlu değil. Herkesin bir derdi, bir geçmişi, bir zaafı var. En iyiler bile kusurlu, en kötüler bile anlaşılabilir. Geleneksel Osmanlı mutfağından, saray entrikalarından esnaf ahlakına kadar birçok unsura dokunuyor kitap ama didaktik olmadan. Yani yazar bize bakın,
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,016 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
Beğendi
·
2025 66. kitabı
Polisiye, mizah, zaman yolculuğu ve kişisel yüzleşmeleri tek potada eriten, ama hiçbirine tam anlamıyla teslim olmayan bir kitap. En çok da “geçmiş geçer mi?” sorusunu tüm ağırlığıyla ortaya koyan, hem hafif hem de ağır bir hikaye. Kan ve Gül, ne bir roman türün içinde kalıyor, ne de anlatacaklarını tek bir çizgide anlatıyor. O yüzden bu kitabı tanımlamak için klasik kalıplar yetmez, okunması, keyfine varılması lazım. Kitabın dili hem edebiyat severlere hem de gündelik bir okuma arayanlara hitap eder halde. Üslubundaki alaycılık, bazen Kafkaesk bir tat veriyor, bazen de Murakami’nin gerçeküstü ama içten dünyasını anımsatıyor. Ama sonuçta ortaya çıkan şey, tamamen yazara ait bir dünya.
Kan ve GülAlper Canıgüz · Alfa Yayınları · 20208,9bin okunma
Reklam