Korku çember gibi çeviriyordu onu. Sevgisizlik duvarının karanlığı içinde tek sığınağıydı korku çemberi. Odasına kapanıyor, saatlerce acıklı, korkulu düşüncelere kaptırıyordu kendisini. Bu korkulu çember içinde, tutunacak bir şey arandı. Okumaya böyle başladı. Eline ne gelirse gelsin okuyordu. Okuduğu zamanlar, üstüne çöken korkulu karabasanlardan bir süre için kurtuluyordu.
Mademki değişmez bir dünyaydı bu. Mademki bu çocuklar hep yağmurlu kaldırımın üstünde dileneceklerdi bu dünyada, o zaman Olcay bu çocukları renkli balonlara bağlayıp Kafdağı'nın ötesine uçuracaktı.
Çok severdi Olcay balonları. Büyük, renkli balonları. Ne zaman elinde renkli balonlarla bir baloncu görse, içi balonlar gibi hafifler, onlarla göğe, bu sıkıntılı sevgisizlik duvarını aşıp ötelere uçacağını sanırdı.