İçimdeki duygu kıpırtılarının azalması beni daha büyük bir güçle hayatın en hızlı aktığı yerlere itiyordu; yaşanmışlığı olmayan biri için başkalarının tutkulu huzursuzluğu tıpkı tiyatro ya da müzik gibi sinirleri uyaran bir deneyimdir.
Kitap güzel başladı ancak bu kadar güzelleşeceğini tahmin edemezdim. Bir otelde bir kadının başka biriyle kaçması üzerine şekillenen bir hikaye. Mrs. C bu olay üzerine yılardır aklında olan bir anıyı, her gün kendini sorgulamasına sebep olan bir anısını oteldeki bir adamla kaçan kadını onaylayan bir tavır sergileyen birine anlatır çünkü onu anlayacağını düşünür. Mrs. C kendi çırpınıyorken çırpınan birine yardım etme içgüdüsüne kapılır, - evet dediği gibi bir içgüdüdür bu-belki de kendi yaşamının o anki halinden o kadar sıkılmıştı ki o insana yardım etmeyi bir içgüdü olarak görmüştü. O insana yardım etmesi onu mutlu etti, matem giysilerini çıkartıp hayatı daha renkli görmesini sağladı. Ancak yardım ettiği kişiye o kadar bel bağlamıştı ki-belki de kendinin yıkılıp gitmesinden korkuyordu- onun eski haline tekrar dönmesi onda büyük hayal kırıklığı yarattı. Ona bu kadar yardım etmek istemesinin sebebi de tutku hem de ortadan kaybolacak kadar derin bir tutku içinde olmasıydı. O adama dair vahim bir haber almasını onun bencilliğine bağlaması da beni çok şaşırttı çünkü adam ona hiçbir şey borçlu değildi, kadın öyle hissetmek istemişti,kendisine minnet duyulsun istemişti ki tekrar aydınlığa çıkabilsin diye.