"İşte bu yüzden ışığın savaşçısıdırlar. Hata yaptıkları için. Kendilerine soru sordukları için. Bir neden aradıkları için ve onu kesinlikle bulacakları için."
"Yaz. ışığın savaşçısı için bir çocuğun gözleri çok değerlidir; çünkü o gözler dünyaya acısız bakabilirler. Işığın savaşçısı, yanındaki insana güvenip güvenemeyeceğini anlamak isterse o kişiye bir çocuğun gözleriyle bakmaya çalışır."
Hazreti İbrahim:
"Saadet, çalışmak, kazanmak ve kazancını hemcinsiyle paylaşmaktadır."
Hazreti Musa:
"Saadet, benliği hırs firavunundan kurtarmaktadır."
Hazreti Adem:
"Saadet, şeytana uymamak ve Havva'ya aldanmamaktadır."
Konfüçyüs:
"Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktadır."
Eflatun:
"Daima yücelikleri düşünmektedir."
Aristo:
"Mantık! İşte saadet!"
Zerdüşt:
"Saadet, karanlıkta kalmamaktır."
Brahma:
"Saadet mi? Herkesin zannı ne ise onun aksidir."
Hazreti İsa:
"Saadet, geçmişi unutmak, şimdiyi hoş görmek, geleceği düşünmemekle mümkündür."
Lokman:
"İnsanlar bu kelimeyi, bütün özlemlerini bir sözle ifade için icat etmişler!"
Hızır:
"Saadet, uzun yaşama isteğinin giremediği gönüllerde şimşek gibi zaman zaman beliren bir hayalettir!"
Bu sözler üzerine Buda öfkeyle ayağa kalktı:
"Ey insanlık! Saadet, yokluğun güzel isimlerindendir! Nirvana!
Ey insanlık, Nirvana!
"Yoklukla varlığın bir olduğunu kim ispat edebilir? Böyle bir söz bile bir cinnettir. Bunu kim ispat edebilir?"
"Kim mi? Bilmekle bilmemeyi bir tutan deliler!.."