Nazi Almanyası’nda hukukun nasıl işlediğini ve nazilerin hukuku nasıl kullandığına dair bir ödev teslimim vardı. Bu kitabı ödevimi tamamlamak için elime almış olsam da ödevden çok daha bağımsız bir okuma yaptım çünkü kitap beni kendine çekti. 7 makalenin her birinin gösterdiği başka bir perspektiften nazi almanyasında hukukun işleyişine bakabilirsiniz. Her siyasetçinin ve hukukçunun okuması gerektiğini düşündüğüm kitapların içerisine kesinlikle girdi. Nürnberg yargılamaları her zaman ilgimi çekmişti bu kitap akademik anlamda beni doyurdu. Unutmayalım, her diktatör bir gün düşer, yarına yine hukuk kalır.
Aşk ve öbür cinler, her duyduğumda kitabın ismi beni ıssız bir sokak ortasında yalnız başıma yakalanmışım hissi veriyor. O yüzden okumaya karar vermekte zorlandığım bir kitap oldu. Keşke daha önce okusaydım diyemedim çünkü daha önce okusaydım şu an hissettiklerimi hisseder miydim bundan emin değilim. Kitabın isminin bana hissettirdiğini Marquez’in her kitabında olduğu gibi kitabın sonunda anladım. Hissettiğim o duygu savunmasızlıkmış. Aşk insanı nasıl savunmasız bırakır, aşk bir insana neler yapabilir, aşk bir insana neleri sorgulatabilir? Din hiçbir zaman benim güçlü yanım olmadı ama aşk ile bir inancın çatıştığı noktada ne hissedildiğini daha önce yaşadım. İnsana ıssız bir sokak ortasında yalnız başına yakalanmış gibi hissettiriyor. Marquez’e her kitabını okuduğumda teşekkür ediyorum ama bu teşekkürüm ayrı. Bazı hisler sadece tek bir insana özgü değilmiş. Bazen ıssız bir sokak ortasında yalnız başına kalan tek kişinin siz olmadığını bir kitap öğretebiliyormuş. Teşekkürler.
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
Bir cezanın caydırıcı olmasını ne sağlar?
Bu soruyu Ceza Hukuku Genel Hükümler dersime giren çok saygı duyduğum ve çok sevdiğim bir hocam sormuştu. En sonunda “Cezanın caydırıcılığı herkese eşit bir biçimde uygulanması ile sağlanır.” demişti. Ardından bu görüşün Beccaria’ya ait olduğunu ve bu kitabı her hukukçunun okuması hatta özellikle ceza hukukçularının baş ucu kitabı olması gerektiğini söylemişti. Hocama buradan çok teşekkür etmek isterim çünkü bana kattığı engin bilgiler ve deneyimlerin yanı sıra bu kitap sayesinde hayatıma büyük bir dokunuş yaptı. Bu kitabın ilk sayfasını açıp okuduğum andan beri meslek hayatım boyunca bu kitabın her zaman yanı başımda bulunacağı anladım. 1700’lü yıllarda yaşayan birinin bu derece ileri görüşlü olması ve görüşlerinin bir çoğunun hala aynı geçerliliğini sürdürüyor olabilmesi muhteşem bir şey. Bir hukuk öğrencisi olarak düşündüğüm ama tanımlayamadığım,anlatamadığım bir çok şeyi bu kitap sayesinde tanımlayabilmeye ve anlatabilmeye başladım. Sadece bu kitabın bana neler kattığını anlatamayacağım. Tek temennim bu ülkede yetişen tüm hukukçuların ve yasa yapıcıların bu kitabı en az bir kere okumuş olmasıdır. Aydınlık günlere elimizde kitaplarla gideceğimizi her zaman biliyordum ama artık elimde hangi kitabın olucağını da biliyorum.
Aşk sadece bir insana değil bütün her şeye duyulabilen bir duygudur. Ve Süreyya aşkın bir üst boyutu sevdayı bir insanın anlatabileceği en üst düzeyde anlatmış