Zaten geçmişin zihninde bir belirip bir kaybolan görüntüleri arasında şaşırdığı tek şey bu değildi. Mutlu olsun, halinden memnun olsun fark etmezdi, hafızanın insanı melankolik bir ifadeyle geçmişe bakmaya zorlayan takıntılarından kurtulduğunu sanmamalıydı. Geriye dönüp silinmiş ufuklara bakmayan bir baş düşünceden de aşktanda yoksundur.
“ Ama biz insanlar, birbirimize sandığımızdan fazla benziyordu galiba. Genellikle görünmeye çalıştığımızdan daha mutsuz oluyor, çabucak bozulan birer küçük makine gibi habire hata veriyor, azıcık toparlandıkktan sonra da savruluşlarımızın adına insanlık hali diyorduk.”