Ey ruhum! Günün birinde gerçekten de iyi, sade, yalnız ve tüm çıplaklığınla seni kuşatan bedenden daha görünür olacak mısın? Günün birinde sevme zevkini ve âşık olmanın doğasını tadacak mısın? Günün birinde tatmin olmuş, hiçbir şeye gereksinim duymayan, hiçbir şey istemeyen ve zevk alacağın canlı ya da cansız hiçbir şeyi arzulamayan biri olacak mısın?
Hiçbir zaman bu eğlenceler için daha uzun bir zaman, daha uygun bir yer, daha elverişli bir ülke, daha iyi bir iklim ya da sana daha yakın insanlar aramayan birisi olacak mısın? İçinde bulunduğun durumdan hoşnut olacak, sahip olduğun her şeyden haz duyacak mısın? Tanrıların sana verdiği her şeye razı olacak, senin için iyi olan her şeyin onlar için de iyi olduğuna ve olmaya devam edeceğine inanacak mısın?
Tanrıların, kendisiyle aynı doğaya sahip olan başkalarını yaratmak için çözülüp ayrışan her şeyi yaratan, bir araya getiren, kucaklayan o harika, iyi, adil varlığı korumak için gereken her şeyi vereceğine ikna edebilecek misin kendini? Günün birinde tanrılarla ve insanlarla onları hiç suçlamadan, hiçbir kusur aramadan birlik içinde olacak mısın?
Yalnızca doğa tarafından yönetilen biri olarak, doğanın senden ne istediğine bak ve eğer bir canlı olarak bundan zarar görmeyeceksen, istediğini yap.