Bu dünyada,
susamış kişilerin su aradıkları gibi, su da dünyada susamışları arar.”
“Susuz bir kimse; “Ey tatlı su, neredesin?” diye inler, feryat eder. Su da; “Ey susamış
olan, ey su isteyen kişi, neredesin?” diye inler, ağlar durur. İçimize düşen bu susuzluk,
suyun bizi istemesinden, bizi kendisine çekmesinden ileri gelmektedir…”
“Allah sana gizlice öyle bir şey verir ki, dünya halkı sana karşı yerlere eğilir.
Adî bir taşa bir hüner, bir değer vermiş, onu altın yapmıştır da, halkın gözünde aziz ve
muhterem kılmıştır. Bir katre su, Allah‟ın lütfu ile inci olur. Altından ziyade değer
kazanır. Şu insan bedeni topraktan yaratılmış olduğu halde, Cenâb-ı Hakk ona,
kendinden bir şey, bir parlaklık verdi de, insan o parlaklık ile dünyayı kaplamakta,
âlemi zapt etmekte, akıl almaz işler başarmakta, manevi bir ay gibi parlamakta üstat
oldu.”