Paranın maddi değeri yoktur. Eğer manevi değerini çıkarırsan, arkada sadece posası kalır. Her şeyde durum aynıdır. Küçük ya da büyük, görkemli ya da önemsiz, fark etmez. Hiç istisna yoktur. Taçlar, asalar, peniler, el yapımı mücevherler, çevrede ün salmak, dünya çapında şöhret... Hepsi aynı. Hiçbirinin maddi değeri yok. Ruhu tatmin ettiklerinde çok kıymetliler, bunda başarısız olduklarında on para etmezler.
Yaşlı Adam: Satranç biliyor musun?
Genç Adam: Bir hafta önce öğrendim.
Y.A: İlk gece aklın kendi kendine oyunu oynayıp durdu mu?
G.A: Bundan bahsetme bile!
Y.A: Hevesle, doyumsuz şekilde meraklıydı ve kombinasyonlar arasında isyan etti. Oyunu bırakıp biraz uyumana izin vermesi için ona yalvardın mı?
G.A: Evet. Yine de dinlemeyip oynamaya devam etti. Bu da beni yorduğu için sabah bitkin ve berbat hâlde kalktım.
Sen, hiç sürekli dönüp durduğun bir gece geçirmedin mi? Aklına çalışmayı bırakıp uyumana izin vermesi için yalvardığın, yakardığın, emrettiğin olmadı mı? Belki de onun hizmetçin olduğunu ve emirlerine uyması gerektiğini sanıyorsun. Senin istediklerini düşündüğünü, durmasını istediğinde durduğunu hayal ediyorsun. Aklın çalışmayı seçtiğinde, onu bir anlığına bile engellemenin yolu yoktur. En zeki adam dahi olsa, bulduğu konularla onun ihtiyacını karşılayamaz, özellikle de sürekli yenileri peşinde koşması gerekirse. Aklın, insanın yardımına ihtiyacı olsaydı, ona iş vermesi için sabahları uyanmasını beklerdi.