Hazeyn

Hazeyn
@Alidgr4
Dert tekamül yolculuğudur . Yürütür, büyütür, pişirir...
HAK’TAN KORKAN HALKTAN KORKMAZ Şeyh Şâmil, İslâm dinini yaymak ve öğretmek için Dağıstan’da mücadele etmiş bir İslâm gazisidir. Halkın unuttuğu dînî hükümleri ve sünnet-i seniyyeyi ihyâ etmek, onlara öğretmek için mücadele etti. Aralarına yerleşen küfür âdetlerini kaldırmakla uğraştı. Halkı, din düşmanlarına yardım etmekten, onlarla dost olmaktan men ediyordu. Dağıstan halkı, Rus ordusunun meyve vs. ihtiyaçlarını karşılıyor, onlar da mukabilinde yardım yapıyorlardı. Önce Gazi Muhammed, ondan sonra da Şeyh Şâmil, halka bunu yapmamalarını söylemişlerdi. Yine bir seferinde General Kilyoko, Rus ordusu için Kimrah köyünden, beş katır yükü üzüm çubuğu ve tatlı meyve fidanı göndermelerini talep etmişti. Beldenin ileri gelenleri, meseleyi istişare için toplandılar. İmâm Şâmil o meclise geldiğinde, oradakilerin bunları gönderme arzusunda olduklarını gördü. Onlara, “Biz, ‘Bunları beldemizden gönderelim.’ yahut ‘Göndermeyelim.’ dediğimizde bu kararımıza uymayan çıkar mı?” diye sordu, “Hayır” dediler. Onlara şöyle dedi: “Öyleyse din düşmanlarına böyle yardımlar yapmamalıyız. Çünkü kötü bir âdet olarak kalabilir ve ilelebed böyle devam eder. Hadîs-i şerîfte, ‘Müjdeler olsun o kimseye ki kendisi vefat ettiğinde günahları da onunla birlikte kesilir. Yazıklar olsun o kimseye ki kendisi ölür de günahları yaşamaya (işlenilmeye) devam eder’ buyurulmuştur. Benim bu husûsta görüşüm şudur: Siz ona şimdilik, ‘Sen bizim bağlarımızı ve ağaçlarımızı kesmiştin, geriye bıraktıkların da kurudu. Bu sene göndermemiz mümkün olmaz. Bu sene başkalarından iste, önümüzdeki sene yeniden yeşerdiğinde bakalım’ deyin. Umulur ki Hazret-i Allah o vakte kadar bir çaresini yaratır.” Onlar buna karşı sükût ettiler, razı olmadılar. İmâm Şâmil, onlara kızıp oradan ayrıldı. Din düşmanlarına yardım eden ve dinin
Din
Reklam
RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ
Receb-i şerîfin 1’i ile 10’u arasında 10 rekât, 11’i ile 20’si arasında 10 rekât ve 21’i ile 30’u arasında 10 rekât kılınacak Hâcet Namazı vardır. Bunların üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okunacak dualarda fark vardır. Bu 30 rekât namazı kılanlar, hidâyete ererler. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rekât namaz, Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir. Bu namazlar, akşam namazından sonra da, yatsı namazından sonra da kılınabilir. Fakat, Cuma ve Pazartesi gecelerinde ve bilhâssa teheccüd vaktinde kılınması daha faziletlidir. Kılınışı: Hâcet Namazı’na şu niyetle başlanır: “Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyayı nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, beni feyz-i ilâhîne, aff-ı ilâhîne, rızâ-yı ilâhîne nâil eyle, âbid, zâhid kullarının arasına kaydeyle, dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-yı şerîfin için” Allâhü Ekber. Her rekâtte 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup 2 rekâtte bir selâm verilir. Böylece 10 rekât tamamlanır. • İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve Hayyün lâ yemûtü, biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunup dua edilir. • İkinci on gün içinde yani Receb-i şerîfin 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rekâtten sonra, 11 defa: “İlâhen Vâhiden Ehaden Sameden Ferden Vitran Hayyen Kayyûmen Dâimen Ebedâ” okunup dua edilir. • Üçüncü on gün içinde, yani Receb-i şerîfin 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rekâtten sonra da 11 defa: “Allâhümme lâ mânia limâ a‘tayte, velâ mu‘tıye limâ mena‘te, velâ râdde limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü.
Din
ŞEFAAT HAKTIR Şefaat, suçlu veya yardıma muhtaç olanlar hakkında meydana gelen af veya lütuf ricası demektir. Dinimizde şefaat; Âhiret gününde bir kısım günahkâr müminlerin affedilmeleri, itaatkâr müminlerin de daha yüksek makamlara ermeleri için Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in ve Allâhü Teâlâ tarafından izin verilen diğer kulların Allâhü Teâlâ’dan niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır. Ehl-i Sünnet’in bütün âlimlerine göre; peygamberlerin, şehitlerin, sâlih kimselerin ve Kur’ân-ı Kerîm, oruç, Kâbe-i Muazzama gibi Şeâir-i İslâm’ın şefaatleri haktır. Şefaatin hak olması Kitap, Sünnet ve İcmâ-ı Ümmet ile sabit olan bir husûstur. Şefaati inkâr eden, ehl-i bidatten olur. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Ümmetimden büyük günah sahipleri için şefaatim haktır.” “Her peygamberin ümmetine yapacağı bir duası vardır, onunla dua ettiler ve kabul olundu. Ben de duamı, ümmetime şefaat etmek için âhirete bıraktım.” “Kıyamet günü üç kısım insan şefaat eder: Peygamberler, sonra âlimler ve sonra da şehitler.” Yûnus Sûresi’nin 3. âyet-i kerîmesinde (meâlen): “…onun izni olmadan hiçbir şefaatçi şefaat edemez.” buyurulmuştur. Yani Allâhü Teâlâ dilerse, şefaat kapısı açılır ve şefaate izinli olanlar, kendi dilediklerine değil, yine Allâh’ın dilediklerine şefaat ederler. Müddessir Sûresi’nin 48. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurulmuştur: “Fakat onlara (kâfirlere) şefaat edecek olanların şefaati bir fayda verecek değildir.” Yani imansız gittikleri için kâfirlere, şefaatçilerin şefaati fayda vermez. Bu âyet-i kerîmeden, o gün müminlere şefaat edileceği anlaşılıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v), en büyük şefaatin sahibidir. İrşâd ve tasarruf sahibi olan vârisleri de, bu şefaate verâseten sahip olup, ümmet-i Muhammed’den milyarlarcasına şefaat edeceklerdir.
Din
REGÂİB KANDİLİ Receb-i şerîfin ilk cuma gecesi, Regâib Kandili’dir. Bu geceye melekler çok rağbet ettikleri için Regâib denilmiştir. Bu gece, Hazret-i Âmine Vâlidemiz’in âlemlere rahmet olarak gönderilen âhir zaman peygamberi Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimize hamile olduğunu anladığı gecedir. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Receb-i şerîfin ilk cuma gecesinden gafil olmayınız. Çünkü bu geceye melekler, Regâib ismini vermiştir. Bu gecenin üçte biri olduğunda gökyüzünde ve yeryüzündeki meleklerin tamamı Kâbe-i Muazzama’da ve onun etrafında toplanır. Cenâb-ı Hak, hâllerine muttalî olur ve ‘Ey meleklerim! Benden dilediğinizi isteyiniz.’ buyurur. Onlar da ‘Ey Rabb’imiz! Receb ayında oruç tutanları bağışlamanı istiyoruz.’ derler. Allâhü Teâlâ ‘Bağışladım!’ buyurur.” Bu gecenin feyiz ve bereketinden istifade etmek için uyanık olmalı, bu geceyi, ibadet ve tâatla ihyâ etmelidir. EN ÇOK GIPTA EDİLEN MÜMİN Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: “Ümmetimden en çok gıpta edilenler, dünyalığı az olan (mal ve çocuk sevgisi kendisini, Allâhü Teâlâ’ya ibadet etmekten alıkoymayan), çok namaz kılmakla beraber namazından haz alan, Rabb’ine karşı ibadetini güzelce yerine getiren, (insanlarla bir aradayken olduğu gibi) tek başına iken de Rabb’ine itaatte bulunan, insanlar arasında çok gözükmeyip meşhur olmayan, yaşamaya yetecek kadar rızkı olup buna sabreden mümindir.” Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), elini birkaç defa yere vurduktan sonra şöyle devam ettiler: “(Yine onlar) ölümü yakın (yani dünya meşguliyetleri ile alâkası az olduğundan ruhunu kolayca teslim eden), arkasından ağlayanı ve miras olarak bıraktığı malı az olanlardır.” Bu hadîs-i şerîfi şerh eden âlimler şöyle demişlerdir: “Bu kimse, dünya meşguliyetleri ile alâkası az ve
Din