Hazeyn

Hazeyn
@Alidgr4
Dert tekamül yolculuğudur . Yürütür, büyütür, pişirir...
Lisans
yeryüzü
36 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
AZ KONUŞMAK Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin nasihatlerinden: Çok konuşmak, dostların arasını bozar, zillet verir. Faydasız konuşmak, kendi ayıbını ortaya dökmektir. Acı konuşandan, sevdikleri kaçar, nefret eder. Üç şey her belâyı kendine çeker: Ciddi olmayan konuşma, şaka ve faydasız olan sözdür. Çok şaka, töhmeti çeker. Şaka, heybeti kıran afettir. Çok gülmek, hafiflik ve ardır, kalbi öldürür
İnsan ve Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
BİR ŞİFA TERKÎBİ Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, bir hadîs-i şerîflerinde buyurmuşlardır ki: “Allâhü Teâlâ, şüphesiz şu dört şeyde (insanlar için) şifâ kıldı; Çörek otu, hacâmat, bal ve yağmur suyu.” Hz. Ali (k.v.), kendisine hâfızasının zayıf olduğundan şikâyette bulunan birisine şu tavsiyede bulunmuştur: “Hanımının yanına döndüğün zaman ondan, kendi gönül rızâsı ile mehrinden iki dirhem vermesini söyle. Bu iki dirhemle bir miktar süt ve bal satın al. Bunları az bir miktar yağmur suyu ile karıştır ve bu terkîbi aç karnına iç. İnşâallah kuvvetli bir hâfızaya sahip olursun.” Hasan bin Fadl’a (rah.), Hz. Ali’nin niçin böyle bir tavsiyede bulunduğu sorulunca şöyle cevap vermiştir: Muhakkak o, bu terkîbi şu âyet-i kerîmelerden çıkarmıştır (meâlen): Yağmur suyunu; “Ve biz semâdan pek bereketli bir su indirmişizdir…” (Kâf Sûresi 9.) âyet-i kerimesinden, Sütü; “…İçenlerin boğazından kolaylıkla geçen dupduru (ve tertemiz) bir süt içiriyoruz.” (Nahl Sûresi’nin 66.) âyet-i kerîmesinden, Balı; “Onda insanlar için şifa vardır.” (Nahl Sûresi’nin 69.) âyet-i kerîmesinden, Mehri de; “Kadınlara, mehirlerini bir hediye olarak veriniz. Şâyet size ondan bir miktarını gönül hoşluğu ile bağışlar iseler onu da afiyetle, rahatlıkla yiyiniz.” (Nisâ Sûresi’nin 4.) âyet-i kerîmesinden çıkarmıştır. Bereket, şifa, afiyet ve kolaylıkla sindirebilmek, bir araya geldiği zaman elbette fayda verir. Fazilet Takvimi
Din
Edebiyatın Kedileri
Kediler, kültürümüzde o kadar yer etmişlerdir ki sarayda ağa, kütüphanede baş hademe olmuşlardır. Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın, Ağa Efendi isimli bir Ankara kedisi vardır ki diğer kedilerden epey farklıdır. Tabii saray terbiyesi alanın hali de bir başka olur. O Ağa Efendi ki kendisine uzatılan yemeği, çatalla uzatılmadığı takdirde yemezmiş. Bir de Bayezid Umumi Kütüphanesi’nin kedileri vardır ki, bunlar kütüphaneyi bile kendi umumî isimleriyle söyletir olmuşlardır. Ciğerle beslenen bu kediler, kitapları farelerden korumuş, kitaplar arasında bir bakıma güvenlik gibi durmuş, dolaşmışlardır. Sayıları o kadar fazlaymış ki kütüphane bir süre sonra “Kedili Kütüphane” diye anılır olmuş. Günümüz kütüphanelerinde kedi görmek hâlâ mümkün, maalesef insan görmekten daha fazla mümkün Insan ve hayat dergisi
İnsan ve Duygular
REBÎULEVVEL AYI 27 Mart yan bugün Rebîulevvel ayının ilk günüdür , Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem’in dünyayı şereflendirdikleri aydır. Bu ayın 12’sinde, senenin ilk kandili olan Velâdet (Mevlid) Kandili vardır. Bu ay içinde mümkün olduğu kadar çok salât ve selâm (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye gibi salevâtlar) okunmalıdır.
Din
Güzel ahlâk, imanın alâmeti, İslâm’ın ziyneti, süsüdür. Müslümanlar kendilerini kötü huylardan temizleyerek, güzel ahlâk ile ahlâklanmalıdırlar. Kötü ahlâk, insanı günahlara sevk eder. Güzel ahlâk ise dünya ve âhirette selâmet ve saadete kavuşturur. Ahlâksızlığa mübtela olan bir millet, sefalet ve sefâhate dûçâr olur. Ahlâksızlık bulunan bir çevrede mal, can, ırz ve namus emniyet altına alınamaz. Birlik beraberlik yerine nifak ve fesat görülür. Şöyle düşününüz ki bir adamın kötü fikir ve düşünceleri vardır, bir de buna Allah’tan korkmamak eklenince, artık o adamın yapmayacağı ahlâksızlık ve kötülük kalmaz. Bir de -Allah muhafaza buyursun- bu kimseler, bir millet içerisinde çoğalırsa o millet için bundan daha büyük bir felaket olamaz. Dinimizin çizmiş olduğu dosdoğru yol üzerinde yürüyen insanlarda ahlâksızlık olamaz. Çünkü dinimiz, insanın saadetini ihlâl eden ahlâkî kabahatlerin, suçların her birini yasaklamıştır. Bunların aksine hareket edenler hakkında, dünyevî ve uhrevî birtakım cezalar dahi vardır. Bu ahlâksızlıkların, kötülüklerin yapılması şöyle dursun, düşünülmesi bile nehyedilmiştir. Yüreğinde Allah korkusu bulunan hakîkî bir mümin, dînî hükümlerin hilafına hareket edemez. Din perdesi altında gizlenenler değil, hakîkî dindar olanlar, âhiretteki cezadan korkarak hiçbir şekilde fenalık yapmayacakları gibi mükâfatlara nâil olmak için de iyilik yapmaya çalışırlar. Bozulmuş olan ahlâkımızı düzeltmek için dinimize dört elle sarılmaktan başka çare yoktur. Başka milletlerin, insanların âdetlerine uymak aslâ doğru değildir. Unutmamak lâzımdır ki Müslümanların en saadetli zamanları, dînî hükümlerine en çok riâyet ettikleri zamanlardır.
Din