Alik YILANKIRKAN

Dünya Kitapseverler Günü 2
Kitaplar, diziler, filmler ve sosyal medya ruhlarınızı ve hayata bakış açımızı yönlendirecek en önemli araçlardır. Kavgalar, pişmanlıklar, keşkeler, mutluluklar, zaferler hepsini bulduğumuz alanlardır. Hiçbir kişi ve olgunun ruhunuzu esir almasına izin vermeyin. Alik YILANKIRKAN
Eğitim
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünya Kitapseverler Günü
Kitaplar ne bilgisayar ne elektrik ne de teknoloji isterler. Kitaplar sadece ve sadece ruh ve beden sağlığı isterler. Alik YILANKIRKAN
1000Kitap
Ciğerdelen Safiye EROL
Ayşe, onların gönüllerinden geçen şeyleri hemen hemen anlıyordu. O dakikada kalbi onlar için o kadar büyük bir şefkatle doluydu ki, bir yandan sorularla meşgulken bir yandan da "Yarabbi! Bu kızlardan hiçbirinin mukadderatı benimkine benzemesin." diye dua ediyordu. Güntülü, sırasının yanında ayakta durarak beklerken elini yüzünde gezdirerek zarif bir hareketle saçlarını düzeltti ve yine o mahcup gülümseyişle öğretmenine baktı. Ayşe suallerini kesmiyordu: ‐ Ya en çok beğendiğin roman hangisi Güntülü? -Roman hususunda galiba biraz müşkülpesentlik ediyorum efendim. Manzumeler kısa olduğu için tesiri ânî ve kuvvetli oluyor. Roman uzun olduğundan herhangi bir yerindeki aksaklık, kuvvetli taraflarının tesirini gideriyor ve ben hissi hareket ettiğim için onun güzel ve kuvvetli kısımlarını da inkâr ediyorum. Bu yüzden, en çok beğendiğim roman, bir kadın romancının o kadar tanınmamış bir eseri oldu efendim. Güntülü biraz durdu ve Ayşe üzüntüyle içinin burkulduğunu hissetti. Güntülü'nün çocukça bir tercih yaparak bayağı romancılardan birinin bayağı bir eserini söylemesinden korkuyordu. Bu kızı ilk görüşte o kadar beğenmişti ki onun bilmeyerek kötü bir romanı sevmesini bile istemiyordu. Bu suali sorduğuna pişman olmuştu. Alacağı cevaptan çekinerek: ‐ O romanı söyler misin Güntülü? dedi. ‐ Safiye Erol'un Ciğerdelen'i efendim. Ayşe geniş bir nefes aldı ve gülerek: ‐ Sana tamamıyla hak veriyorum, Güntülü. Bende senin fikrine iştirak ediyorum, dîye cevap verdi.
Güntülü'nün En Beğendiği Roman·Kitabı okudu
Edebiyat
Kamlançu Ülkesi ve Ülker
... İki arkadaş uzun bir süre susarak durdular. Emine yavaş yavaş Kamlançu'yu hatırlamaya başladı. Daha pek yakınlarda bir doktora tezi mi, yoksa bir üniversite yayını mı olarak, her ne ise, yayınlanmış olan bir Uygur masalında bu kelime geçiyordu. Doçent Emine onu da alıp zevkle okumuştu. Şimdi Ülker'i Uygur kızı gibi görüyordu. Bu sefer onu âdeta sınava çekmek ister gibi bir düşünceyle sordu; ‐ Bu Kamlançu nereye düşüyor? ‐ Belki bugünkü Moğolistan a... Emine hayretler içindeydi. Arkadaşının da kendisi gibi tarih ve edebiyat meraklısı olmadığını, yalnız felsefeden, biraz da matematikten zevk aldığını biliyordu. Birden, aklına gelmiş gibi irkilerek sordu: ‐ Soy kütüğünüzü gösteren deri hangi yazıyla yazılı? ‐ Uygur yazısıyla... ‐ Sen bu yazıyı okuyor musun? ‐ Hayır. ‐ Ailede okuyan var mı? ‐ Ailenin erkekleri okur. Babam ve ağabeyim... ‐ Kızlar niye okumaz? ‐ Başkalarıyla evlenip gidecekleri, yabancı olacakları için... Emine deminden beri işittikleriyle Ülker'e derin bir sempati duymuştu: ‐ Ülker kardeşim, dedi. Bu soy kütüğünde kaç atan yazılı?. ‐ Yirmi kadar. Ondan sonrasını aile rivayetleri ve mezar kitabeleriyle biliyoruz. Emine' nin soracağı bir şey kalmamıştı. Söz olsun diye sordu: ‐ İlk atanın adı ne? ‐ Burkay! ‐ Burkay mı? ‐ Evet... Emine' nin aklı yine Uygur masalına gitti. Orada da bir Yüzbaşı Burkay vardı ve öldükten sonra ruhu, sevgilisine hâlâ aşkını söylüyor, o da "Sus, sus" diye cevap veriyordu. Emine' de korkuya benzer bir hal peyda olmuştu: ‐ Duyduğun seslerin bunlarla bir ilgisi var mı? ‐Hayır. ‐ Demin, biz gelmeden önce ne duyuyordun?
Edebiyat