"Bazen de bir sabah gözlerimizi karanlıkta gönlümüze göre yeniden tasarlanmış bir dünyaya açmak için çılgınca bir istek duyarız; her şeyin biçim ve renklere büründüğü, değişip dönüşebilen, sırlarla dolu, geçmişe dair hemen hemen hiçbir iz taşımayan, her bilinçli yükümlülükten ve pişmanlıktan azade, sevinçli anıların hüzünlendirip mutlu anıların acı vermediği dünya."
Sayfa 152 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Aramızda, neredeyse ölmeyi dilediğimiz o rüyasız gecelerin ya da dehşet ve biçimsiz mutluluklarla dolu gecelerin ardından daha güneş doğmadan uyanmamış olanımız yoktur herhalde."
Sayfa 151 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Roman, orkideler kadar vahşi ama bir o kadar da yumuşak tınılı metaforlar içeriyordu. Duyuların dünyası mistik felsefeyle betimlenmişti. İnsan bazen bir Ortaçağ azizinin ruhani kendinden geçişlerini mi, yoksa modern bir günahkârın marazi itiraflarını mı okuduğuna karar veremiyordu. Zehirli bir kitaptı; sayfalarına ağır bir tütsü kokusu sinmişçesine insanın beynini bulandırıyordu. Sayfalar ilerledikçe cümlelerin temposu, kitabın müziğinin o incelikli tekdüzeliği, karmaşık ve detaylı anlatımların tekrarlanışı genç adamın zihnini ele geçiriyor, onu hastalıklı bir hayale daldırıp batan güneşi, içeri süzülen gölgeleri fark etmesine engel oluyordu."
Sayfa 145 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Geçmiş yok sayılabilirdi belki; pişmanlıkla, inkârla, unutarak yapabilirdi insan bunu. Fakat gelecek kaçınılmazdı. İçinde felâket şekillerde ortaya saçılacak arzuları, kötülüğünün gölgesini gerçeğe dönüştürecek hayalleri vardı."
Sayfa 139 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Bu sevgi, duyu organlarıyla algılanan bir güzelliğe duyulan fiziksel bir hayranlık değildi ki duyu organları yorulunca tükensin. Bu sevgi Michelangelo'nun, Montaigne'in, Winckelmann'ın, Shakespeare'in bizzat tanıklık ettiği türden bir sevgiydi."
Sayfa 138 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu