Akıllıca yönetilen bir toplumda, her insanın çıkarı, ilkelere ve toplumsal davranışa bağlı olur. Barışı, düzeni ve iyi niyeti sağlamak için nesnelerin ve olayların içyüzünü kavramak yeterdi ama hükümetin kendisi kargaşalık içinde olup saçmalıklarla doluysa, yardım etmeden hüküm sürüyor, yönetmediği halde buyurmakla yetiniyorsa, bu durumda, bireyden yasalara boyun eğmesi ve kendi çıkarını bütün toplumun iyiliği çerçevesinde tutması nasıl beklenebilirdi? Düşünce bulunmayan yerde elbette kargaşalık olacak, yığınlar bilgisizlik içinde acele kararlar aldıkları için düşünmeye zaman bulduklarında üzüntüyle pişmanlık duyacaklardı.