Seni bilmem, fakat ben maddelerin fevkinde bir manevi bağa, insanları birbirine yaklaştıran bir hisse inanıyorum. Düşün, dünyada birbirini severek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?
Kitabı elime aldığımda aklıma küçük Emrah filmleri geldi. Büyük ihtimalle Küçük Emrahta bu kitaptan esinlenmiştir filmlerinde.
Ezinler... Ezilenler varsa mutlaka ezenler de vardır. Her şey zıttıyla mevcuddur bu alemde. Dostoveyski bu kitabı yazarken çok zorlanmamıştır çünkü o dönemleri yani yaşadığı dönemleri olduğu gibi anlatmış.
Diğer kitaplarını okuyanlar bu kitabı biraz eksik görebilir keza öyle de. Olaylar arası bağlantılar zayıftı, akıcılığını beğenmedim sürüklemedi beni açıkcası. En başında anladım kitabın sonunun ne olacağını. Budala kitabını anımsattı kahramanları bana. Sinir oldum, aşırı romantizm budalalık bence. Aşk diye anlatılanlar bana aptallık gibi geldi. Ama gerçek hayat işte yadsıyamyız. Acı çekmekten zevk alan insanlar var. Kısaca bu kitabın bana anlattığı:kitabın içinden bir alıntı ile söyleyeyim "Deyim yerindeyse, acısını körüklemenin verdiği acılardan zevk alıyordu... Bu zevk bana da yabancı değildi. Kaderin baskısı altında ezilen daha niceleri uğradıkları haksızlığın üstüne üstüne gitmekten acı bir zevk duyarlar."