Alimmss

Alimmss
@Alimms
Seni bilmem, fakat ben maddelerin fevkinde bir manevi bağa, insanları birbirine yaklaştıran bir hisse inanıyorum. Düşün, dünyada birbirini severek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?
Dürtsen kıpırdamaz yerinden, sonra yılda bir kez ayaklanır, bir konuşmaya başlar, parmağını ısırırsın.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçekten de bembeyazdı prensin yüzü. Yuvarlak masanın bir yanında oturuyordu. Aynı anda sanki hem çok korkuyor, hem de arada bir kendisinin de bilemediği, ruhunu saran bir heyecana kapılıyordu. Ah, o gayet iyi tanıdığı simsiyah gözlerin sürekli ona baktığı köşeye bakmaktan nasıl korkuyordu! Aynı anda, Aglaya’nın ona yazdığı o mektuptan sonra tekrar burada, bu ailenin arasında olmaktan, o tanıdık sesi tekrar duyacak olmaktan ne kadar mutluydu! “Tanrım, şimdi bir şey söyleyecek!”
Ailevi geçmişi karanlık olan General İvan Fyodoroviç bile her yerde kesinlikle saygıyla karşılanıyordu. Bu saygıyı hak etmesinin birinci nedeni varlıklı, “önde gelen zenginlerden” biri olmasıydı; ikinci nedeni ise, kafası pek çalışmasa da dürüst olması... Aslında kalın kafalılık her işadamı için olmasa bile, en azından para sahibi olmayı ciddi olarak düşünen herkes için zorunlu bir özelliktir.
Mucitlere, dâhilere kendi alanlarında çalışmalarının başlangıcında (çoğu zaman sonunda da) toplum içinde aptal gözüyle bakılır. Son derece olağan, alışılmış bir durumdur bu.
Bizde hep, uygulayıcı insanlarımızın olmadığından yakınılır. Sözgelimi politikacılarımızın, generallerimizin, her çeşidinden yöneticimizin istemediğimiz kadar çok olduğunu, ama uygulayıcı, pratik insanımızın olmadığını söylerler. En azından herkes yakınır durur.