Seni bilmem, fakat ben maddelerin fevkinde bir manevi bağa, insanları birbirine yaklaştıran bir hisse inanıyorum. Düşün, dünyada birbirini severek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?
Bu tip meczup kılıklı insanlar bana hep ilgi çekici gelmiştir. Kimbilir ne hikayesi var, hangi dayanılmaz acı onu bu raddeye getirmiştir diye hep merak ederim. Bazen sokakta denk gelip yanından öylece geçip gittğimiz bu insanların durup gözlerinin içine bakmak aklımıza gelmez, yahut gelirde karşılaşacağımız acıya tahammül edecek takatimiz yoktur.
Ama imkan olsaydı da (ki insan doğası için kesinlikle mümkün değildir) herkes, hepimiz, benliğimizin en gizli köşelerini olduğu gibi açığa vurabilseydik. Başkalarına, hatta en yakın dostlarına, sırası gelince kendine bile itiraf etmekten çekindiğin ne varsa hepsini korkmadan ortaya dökebilseyik! O zaman dünyayı saracak pis kokudan hepimiz boğulurduk.
Yüceleştirdiği bir varlığın alaya alınmasına dayanamıyordu. Kendisini aşağılayanlara aynen karşılık verebilirdi; ama acı çekerdi. Bu durum ruhunun yeteri kadar kuvvetli olmayışından gelmiyordu. Toplum hayatından, insanlardan uzak, kendi dünyasında yaşayanların çoğu böyle olur zaten. Nataşa'nın belki babasından geçmiş, bütün iyi kalpli insanlara özgü bir özelliği vardı. Karşısındakini olduğundan iyi görür, daha ilk bakışta büyük bir heyecanla güzelliklerini büyütürdü. Bu çeşit insanların hayal kırıklığına sebep, kendileri olduğunu bilerek uğraması pek acı olur. Ne diye onlara verilebileceklerden fazlasını umarlar sanki? Böyleleri, her an hayal kırıklığıyla karşılaşmaktansa, köşelerine çekilip dünyayla bağını koparmalıdır, çünkü bu en doğru olanıdır. Dikkat ettim: Köşelerini öyle severler ki zamanla büsbütün yabanileşirler. Üstelik Nataşa birçok felaket, aşağılama görmüştü. Bu bakımdan onu sağlam yapılı saymaya imkan yoktu. Onun için yukarıda saydığımız şeylerden bir kusuru varsa, hoş görülmelidir.
Deyim yerindeyse, acısını körüklemenin verdiği acılardan zevk alıyordu... Bu zevk bana da yabancı değildi. Kaderin baskısı altında ezilen daha niceleri uğradıkları haksızlığın üstüne üstüne gitmekten acı bir zevk duyarlar.