Zülfü Alimoglu

'Dürüst olmak gerekirse [Suriyeliler] Esmer ve Müslüman...
Avrupa'nın Ukraynalılara kucak açması iki yüzlü mülteci politikasını gözler önüne serdi. Bulgaristan Başbakanı Kiril Petkov'un geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında Ukraynalılara atıfta bulunarak vurguladığı  gibi: "Bu insanlar zeki, eğitimli insanlar. Kimliğinden emin olamadığımız, geçmişi belirsiz, terörist bile olabilecek insanlar değil. Alışık olduğumuz mülteci dalgası bu değil…”  Washington Post'a isim vermeden konuşan başka bir Avrupalı yetkili, "Dürüst olmak gerekirse, [Ukraynalılar] Beyaz ve Hıristiyan olduğu için duygu farklı" diyerek aynı fikirde olduğunu ortaya koydu Polonya tek başına bir ile iki milyon arası Ukraynalı’yı almaya hazırlanıyor. Slovakya, ülkeye giriş yapan tüm Ukraynalılara, geçerli seyahat belgeleri olmayanlara bile geçici oturma, ücretsiz sağlık hizmeti ve çalışma izni verileceğini duyurdu. Başbakan Viktor Orban döneminde göçmenlere açıkça düşman olan Macaristan bile topraklarına ulaşan her Ukraynalıyı barındıracak. 
İnsan ve Toplum
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Önce İNSAN..
Eski Başbakan Matteo Renzi, "Milano Bicocca Üniversitesi, Paolo Nori'nin Dostoyevski derslerini durdurmuş. Putin'e karşı çıkmak için Dostoyevski çalışmayı yasaklamak delirmiş olmak demektir. Böyle bir dönemde daha az değil daha çok ders çalışmak gerekir. Üniversitelerde beceriksiz bürokratlara değil öğretmenlere ihtiyaç var" diyerek karara tepki gösterdi. İtalyan Solu Partisi lideri Nicola Fratoianni de "Savaş ve şiddete karşı en güçlü panzehir kültürdür. Kültürü durdurmak aptalca ve şiddet içeren bir tercihtir" dedi.
İnsan ve Toplum
B*kunuzda boğulun!
Sıla karşıma geçti. Nasıl da güzel gülüyor. Nasıl da zeki bakıyor. Nasıl da hayat dolu görünüyor. Nasıl da geleceğe dönmüş yüzü. Ben, iki kız babası, onu ekrandan görüyorum, o bize gökyüzünden bakıyor. Şimdi bir mezar taşında donacak soyadı, Şen bir Türk! Yurdumda “müjdeler” uçuştuğu sırada, 21 yaşındaki Hüseyin Can, 16 yaşındaki Sıla’nın boğazını kesti. Sıla o sırada yarı felçli, konuşamayan, duyamayan hasta babaannesine bakıyordu. H.C.’nin tehditlerinden korunmak için T.C.’nin “Çocuk Sevgi Evi”ne alınmış, ama hastaya baksın diye de oradan çıkarılmıştı. Babaanne torununu kurtarabilmek için sessiz çığlıklar attı, öyle tanık oldu ölümüne. O an orada, aşağıdakilerin hepsi yoktu, elbet bıçağı kapıp vuran el onların değildi ama Sıla’nın kaderi sadece küçük bir hikâyede değil; bizim büyük, çürümüş, bilhassa kadınlara, kızlara, çocuklara çullanmış kara defterimizde yazılıydı muhtemelen. Cinayet, diyanet, ihanet, hiddet, şiddet, tecavüzde rıza, çocuk evliliklere fetva, İstanbul Sözleşmesi’ne veda, nafakaya toptan nefret, iyi hal indirimleri, mazur gören kültür, suçu kadının kızın “acaba ne yaptı”sında arayıp duran kimi erkek ve kimi kadın kokuşmuşluğu, kız çocuğu peşinen suçlu gören, ezen, iten kimi aile cehennemi, her gün kadını aşağılayan erkek dili, otoriteye, erkek gücüne tapan militarist gündelik hayat… Hepsi sanki buluşmuş, tek vücut olmuş, o sırada da Sıla’nın üzerine yürümüştü. Elindeki kan zaten kurumamıştı; bu yekpare hiddet, şiddet ve nefret kültürünün bir başka “adam”ıyla, bir gün önce, Balıkesir’de 18 yaşındaki 4 aylık hamile Hazal Alpyörük’e saplamıştı bıçağı. Ondan hemen önce de Mersin’de, 20 yaşındaki işitme engelli Edanur Candan’ı, Sıla gibi boğazından keserek yok etmişti o kanlı ve esasen “organize” bıçak! Sıla’nın katledilişinin haberlerini okumuşsunuzdur
Hayat ve İnsan
Anadolu anadolu olalı böyle alçaklığa sessiz kalmadı!
"Kursta beş ay boyunca kaçak belletmen çalışıyor. Yedi çocuk istismar ediliyor. Müdür çocukları sopayla, terlikle, Kuran'la, Atatürk portresiyle dövüyor. Peki müftü efendi ne iş görüyor? Duyduğum kadarıyla skandalın patladığı günlerde Erdoğan'ı 1001 Hatim törenine davet için Ankara'daydı. Bir müftünün görevi Cumhurbaşkanı'na görünmek değil, kendisine teslim edilen çocuklara sahip çıkmaktı. Gördük ki tecavüze mahal verenlere sahip çıktı. O koltukta bir gün bile oturmamalı. Öte yandan Sezen Aksu hakkında bildiri yayınlayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş susuyor. Nasıl bir imandır ki şarkı sözünden inciniyor da Kuran Kursu'ndaki tecavüzde lal kesiliyor?” İsmail Saymaz
İnsan